26 Haziran 2020, Cuma
saat: 14:44





Yolcu ediyorum her gece bir yaşayanımı ve doğmamış olanları ağlar duyup çekmeceden alıp kucağımda taşıyorum. Vestiyer çekmecesinde çocuk tutulur mu rüyalar sizden illallah ediyorum.
Kaç biçimde ölür kişi ve kaç çeşit dirilir beden. Boylu boyunca uzanmış ceset sevdiğim biri oldukça genç… Güzelliği yüzünde süsü boylu poslu iri badem gözleri kapalı uzun saçları küçücük yüzü. Bu çocukluğuna tanık olduğum biri. Ölmüş olması inanılır dayanılır gibi değil. Nasıl yani derya bazen kişi bunun olması akıl alır gibi değil hem sapa sağlam değil miydi neydi ki derdi içimin sesi .
Loş odanın çıplak zemininde yatan otuzunda bir beden. Saçlarına ak düşmemiş yanağında gamzesi gitmemiş daha başında yol işinin ah bu ölümün amansız dönüşsüz koparışları.
Kaç oldu sahi ardından bakmak zorunda kaldığım sevgili toprak olan canlarımın yekünu. Bir.. iki.. üçten sonrasını saymayı reddediyor zihin artık varın vahameti siz anlayın. Ya da boş verin anlamayın kendi yükünüz size yeter kanaatindeyim benimkisi kişisel gevezelik yanımdan geçin gidin.
Yere ya da yatağa uzatılmış canı yok soğuk bedenler evveli kanlı canlı canlarım. Belki de gidişlere böyle böyle hazır oluyor insan. Onlar sıra sıra gidiyor bizim de vaktimiz geliyor da şu boylu boyunca soğuk yerde kaskatı yatma işi olmasa. Ölüm kısmı tamam ve beyaz örtü altında uzatılma kısmı da kabul zor olsa da lakin toprağın altına konulup üstüne kalın kalın sıra sıra tahtalar ve üstüne yığınla toprağın atılması nefesimi kesiyor billahi…. Ya uyanırsam ansızım mesela olmazya ya olursa hani! Yüzümün üstünde kalın tahtalar ve sana oranla tonlarca toprak sesin çıkmaz nefes yetmez altından kalkmaya güç yetmez… Düşüncesi bile kötü diyeceğim de orda isen düşünce faslı kapanmıştır zati değil mi
Cam bir tabuda koyun beni üstüme kumaş örtün bir vakit bekleyin çürümeye başlarsa bedenim o vekit gömün vasiyetimdir kapalılık korkum var benim. Desem yapar mısınız hiç sanmam. Yaşarken olduğu gibi ölünce yapılacakları içine düştüğümüz hadi gönlünüz olsun doğduğumuz diyerek nezaket gösterelim alışkanlıklar belirliyor değil mi adına kah inanç kah gelenek dediğimiz. Ölümden yok korkum ölmeden gömülme korkum var benim. Neyse dönelim genç kadının ölüsü başına şimdi.
Taşıyorlar sessizce olağan gibi sayıp canlıyken cansıza düşme halini ve bir başka oda da bir halının üstüne koyuyorlar. Son durağı mezara götürmek üzere hazırlık yapıyorlar. En yakınları çıkarken bu ikinci mekandan duyguları içinde sel baş eğmez ölüm karşısında gözleri yerde dilleri lal baş başa kalıyorum genç kadınla şimdi ben. Adını vermekten korktuğum için ya bir şey olursa sebeple tarifle yetiniyorum kusura bakmayın ne olur .
Seyrederken ölüm girmiş bedenini hafifçe kıpırdıyor sanki eli kirpikleri. Hadi canım… Olur mu ki … olur mu sahi... Sanki… Neden olmasın… Ne güzel olur ama... Bir mucize neden olmasın ki hem mucizeler insanlar için değil mi… Evet kıpırdıyor! Başını yeni ve zor uyanır gibi derin uykudan ya da bayılma sonrası ayılır gibi takatsizce oynatıyor başını bir o yana bir bu yana. Yaşıyor…!
Ölmemiş yaşıyor!!!! Acının sevince dönüşü kahırın son buluşu bir imkansızın gerçek oluşu Tanrının ölümü geri alışı. Can bedende ne güzel. Soğuk ve katı sıcak ve yumuşağa yerini terk ediyor. Mermerde güzel katı soğuk tende gövdede değil. Korkmuyor ürkmüyorum dipsiz bir sevinç ve sonsuz teşekkür var gidenin dönüşüne çok şükür.
Korkutma hayat ölümle beni yolum zaten çıkıyor sonunda sana. Vakitsiz gelme zamansız alma yaşayanları madem ki biçilmiş bir süre var insana oldukça kısa sayılsa da. Rüyaların mucizeleri gerçek hayatta da olsa. Giden sevgililer geri dönse. Sevgiliyi ucuz karşı cins sanmayın rica ederim. İçi boş sözcüklerle olmayanı var gösterme yalanı kral çıplak ulu orta inanmayın.
Kendini bile sevmez iken başka birini çok seviyor rolleri bolca hesap kitap çıkar işleri. Kimse de yemiyor ya bu numaraları kanmış gibi görünmeyi seçiyor ne de olsa iki taraf da aynı masalın oyuncusu. Asırlardır kadın erkek birbirine söyler bu yalanı ve şahit tutar sözün en asil olanını az çakal değiller hani. Aşk koşulsuz sevgi kusursuz olan madem en kestirme yol inandırma evine varan. İnsanın insana söylediği en büyük yalan topluca yürür olan içinde birkaç gerçek olan dışında her yanı riya kokan dünyada sevgili olan yoksa sanan mı demeli bilemedim ki Senden olanı sevme işi inandırıcı olan aksine ikna edene tam puan.
Korkuyla uyanmak bir sevdiğinin daha gitme ihtimali ile yanmak. Nasıl bir iş ölüme rağmen bir ölümlü doğurmak ve bin bir zahmet ile büyüttüğünü ölüme teslim edeceğini bilmek…!


istanbul