|
27 Ocak 2012, Cuma
saat: 16:30
Her şeyin bok gibi olduğu bir dönemde nasıl bu kadar umutlu ve mutlu olabiliyorum, anlamıyorum hala. Hayatı kendime zorlaştırdığım ve hasta olduğum söylense de alıştım kendime, artık yaşayabiliyorum kendimle. Bazı kendimi ifade edemediğim dönemlerde çok sıkıldığımdan başıma anlamsız bir ağrı saplansa da sebebini biliyor olmak bir şekilde onu katlanılabilir hale getiriyor. Bilgisayar başında oturmak zorundayım, temizlik yapıyorum. Bilgisayarım yemiş yemiş sıçamamış gibi dolmuş zavallı; kaç yıllık resimler, izlenmemiş filmler-diziler, kullanılmayan programlar, okunmayan notlar... Bir dolu ıvır zıvır işte. Şimdi siliyor muyum? Hayır tabi, kopyalıyorum hariciye. Bakalım ne zamana kadar açmayacağım ve orada kalacaklar. Eskilerime ne kadar bağlı olduğumu bir kez daha kanıtladım kendime. Evdekiler atalım yeni bir bilgisayar alalım diye düşünürken ki evde bilgisayarı en çok ben kullanırım yani bana alınmış olacak neredeyse bu alet. İnatla elimin altındaki bu gürültülü, yavaş aleti adam etmeye çalışıyorum. Beceremiyorum da, formattan falan da anlamıyorum ama yine de sildikçe biraz daha normalleşiyor sanki. Eğer eternet girişi de işe yarayıp USP le İnternet'e bağlanmaktan kurtulursak yepyeni gibi olacak yani öyle umut ediyorum. Hiç hoşlanmıyorum işi bitmemiş eşyaların atılmasından, çöp muamelesi görmesinden. İnsanların ellerine geçeni yok etmesine, tüketmesine, dünyanın hakimi gibi davranmalarına anlam veremiyorum. Yazdıkça yazarım yine dellendim. Başında hafifi bir ağrı... Bir şey daha spk sınav sonuçlarım kötü, beklediğim gibi yani, hiç şaşırmadım. | ||
|
|
||