|
31 Ocak 2012, Salı
saat: 17:19
Eğer O hiç olmasaydı, yine de: Şöyle Diyelim, Farz et ki, dünya üzerinde bir tek insan dahi seni sevmiyor, Ve farz et ki, çevrende yaslanıp da ağlayabileceğin bir tek omuz yok. Ve hiç kimse, içine sığdıramadığın ama içinden de taşıramadığın çığılıklarına kulak asmıyor. Var sayalım ki, dünyanın en müşkül, en meczup insanısın, öyle ki denizlerin kumları dahi ayaklarına yapışmıyor. Ve öyle etti ki dünya seni, sen hiç bir hisse kulak asmayan tek insansın farz edelim. Ne gözlerin görür olsun geceyi, ne de kulaklarına çalınır olsun yeni doğan günün kuş sesleri. Velev ki kalbini kapatıvermiş ol sevmeye de nefret etmeye de, ve farz edelim ki, ellerinı ısıtmıyor olsun dünyadaki en güzel kadının dahi eli. Diyelim ki Tanrı, taş etmiş senin her hücreni... Bana ne tüm bu mavallardan ey Aşk, Ben bilirim seni nasıl sevdiğimi. Adını taşa koymuş olsalardı da atmasaydı dahi kalbin, Yine de ismini zikrederdi dudaklarımdan çıkan her nefesim. İşte öyle bir aşkı sükut içimde dillendiremediğim Ne gözüm görür adımı zikrederek atmayan kalbini Ne de umursarım ben dokununca ısınmayan ellerini Sen gözlerin, ellerin adın yaşar iken her hücremde Tanrı dese, 'yok böyle kulum, hiç yaratmadım iki evrende de' Güler geçerim inanmam vahy inse bile Çünkü sen kan kan, nefes nefes, soluk soluk yaşıyorsun içimde Asma yüzünü sen ey erkek güzeli Okuyunca gülüp eğlensen de, desen de bana deli Kabulumdur meczup olmak, bu lakap aşkından ise Çünkü sen dahi vazgeçiremezsin seni sevmekten beni. | ||
|
|
||