05 Şubat 2012, Pazar
saat: 15:15


Duştan gelen su sesi içeride birinin olduğunu hissettiriyordu. Kapının dışındaydı önceleri, daha sonra içeri de. Bir otel odasıydı burası, İçeride iki kişilik yatak ve yatakta bir adam. (Kim olduğu konusunda çok yaratıcı değilim, biliyorsun) Yerlerde kablolar, telefon kabloları, yere düşmüş bir telefon. Otelin görevlileri neredeymiş, o kablolar nasıl o hala gelmiş bilinmiyor. Adam uyur uyanık. Uzun süren bir sevişme sonrasında yorgun düşmüş gibi uzanmış yatağa. İçeride onun olduğunu farkında değil, görmüyor sanki onu. İçeride, banyoda, bir kadın olduğuna emin. Gecenin bu vaktinde duş aldığına göre, adamın geceyi kiminle geçirdiği belli.
Uzaktan izliyor adamı. Gerçekten uyuyor herhalde diyor yoksa nasıl fark etmezdi onun içeride olduğunu. Hani tanımasa bile, herhangi bir üçüncü kişinin oda da olmasını garipsemesi, tepki vermesi gerekirdi diye düşünüyor. Yaklaşıyor adama nefesini duyuyor. Gözleri hafif aralık 'senin ne işin var burada' diyor adam. Ateşler için de yandığını o zaman anlıyor, o yorgunluk, halsizlik görüntüsü bu sebepten. 'Seni aramış olamam, kimi aradığımı hatırlamıyorum, birini araya bildiğimi de sanmıyorum...' Gibi konuşmaya çalışıyor adam. O kabloların yerlerde dağılmasının sebebi belli olmuştu. 'banyo da kim var?' diye düşünürken İçeri de bulunduğundan beri bir ön yargı ile kurduğu olayın, göründüğü gibi olmadığını anladı. Banyoya gitti sadece duştan su akıyordu kimse yoktu. Girdi duşun altına, buz gibi su iliklerine kadar işledi.
Ateşten kendini kaybetmiş adamın yanına uzandı. Titriyordu adam bu kadar sıcakken nasıl oluyordu da titreye biliyordu insanlar hiç anlamamıştı daha önceden de. Daha çok sarıldı adama; saçlarını doladı boynuna, yüzünü yerleştirdi koynuna, Kollarını beline sardı, bacaklarını kasıklarına yasladı. Dışarının kış günü olması ve soğuk suyun etkisiyle çok üşümüştü o da titriyordu. Biri ısındı, biri soğudu bir zaman sonra herhalde uyumuşlar, karanlık olan oda aydınlanmış. Adam kendine gelmiş ilk 'Burada ne işin var? Seni artık görebileceğimi hiç sanmıyordum' demiş. O da bilmiyormuş ki nasıl orada olduğunu. 'Kapının önündeydim, daha sonra içeride, sen yatıyordun, başka biri daha var ve onu görmem için burada olduğumu zannederken hasta olduğunu ve senin burada öylece yattığını fark ettim.'
Adam 'ben çağırdım seni buraya yani' demiş muzipçe. Öyle olduğunu düşünmüyormuş ama hiç bir açıklaması da yokmuş onunda. 'Bilmiyorum, ama herhalde benim bir halt yememdir yine, büyük ihtimalle'. Adam susmuş kurcalamanın bir anlamı olmadığını anlamış 'Sadece uyuyalım, sonra ilk uyanan çıkar gider' demiş. Kabul etmiş ve açmış gözlerini, rüya bitmiş...
Yeni bir gün başlıyormuş. Uzun zaman sonra bilinç altının öyle işsizlikten eskileri karıştırdığını anlamış. Neyse Allah tan rüyanın içinde dahi kendi durumunu bilmek güzelmiş.




Not: Günce blog falan yalan. Sana yazmadan olmuyor. Sen daha bensin sanki, blog ise benden ufak tefek alıntılarla oluşmuş gözlemler. Geldim döküldüm yine sana bu gece çok rüya gördüm, bu onlardan sadece birinden alıntı, diğerleri biraz daha makul rüyalardı. Ve açıkça belirteyim bazı ayrıntıları ben ekledim. Yalnız rüyalarımı daha uyanmadan yorumlamam, gerçek.
'Blog yalan sen gerçeksin' der çıkarım bu günlük senden...


istanbul
hosting