14 Şubat 2012, Salı
saat: 22:11


ibne badem

saat 2 ye kadar bütün her şey yarı fiyatınaymış. sebebi 23 ncü yılları olmasıymış. bu lokantanın ki onlar kendilerine ısrarla restoran diyordu, 23 yıldır nasıl ayakta kaldığına inanamıyordum. içeri girip, 5 liraya duble iskender yedim. yanında içecek içmedim.lokantadan çıkınca yan tarafta meyva sıkıp satan tezgahtaki kalabalık dikkatimi çekti. yemektede bir şey içmemiştim, bu meyvasuyu hem ucuz(izmir de öğrenci olmanın avantajları) hem de sağlığımı korumam açısından çok cazip görünüyordu. sabah uyanır uyanmaz sigara yakarken, üstünde teflon kırıntısı kalmamış tavada yemek yaparken aklımın ucundan geçmeyen sağlığım, nerde ucuz meyva sıkıcısı görsem aklıma geliyordu.doldur dedim bi atom, yavaş yavaş, meyvalarını yercesine bi güzel içtim. sevdim, bir bardak daha istedim. onu direk fondip yaptım. iyi geldi ama soğukta iyice soğuyan meyvaların iyice soğumuş suyu boğazımı bir ince sızlattı. aldırmadım. öğleden sonraki derslerime girdim ve akşamına eve geldim. akşam yemeğini yedikten sonra dinmesini istediğin boğazımdaki hafif sızı, yanına baş ağrısını da almış beni sıkıştırıyordu. bi on dk uzanayım diye geçtim yatağa. sabah uyandığımda cenin şeklinde büzüşmüş, yorgan ve battaniyenin altında tir tir titriyordum. ne kolum ne bacağım ne de belim tutuyordum.beynimi kaplıyan ağrı uyluk sokumuma kadar iniyordu. aklıma gelen başıma geliyordu. ilk önce kontrol etmeye çekindim ama öğrenmem gerekiyordu.hiçbir şey yapmadan anlamaya çalıştım birkaç saniye. olmuyordu, kesin bi şekilde kontrol etmem gerekiyordu. altıma işedim diye devam etmicem elbette. yutkunmaya çalıştım. daha ilk saliselerde inanılmaz bir acıyla kasılıp kaldım. bademciklerim bağımsızlıklarını ilan etmek istercesine büyümüş büyümüş büyümüştü. bu mücadelesinde yalnız kalmamış, iltihap kuvvetlerini destek almak için kulağa yollamış ve olumlu yanıt almıştı.kalkıp hastaneye gideyim dedim, yorganı kaldıracak gücüm yoktu. uyumaya çalıştı. bademciklerimi düşündükçe, acım sızım arttı. uyandım. bu sefer niyetim kesindi, kalkıcaktım. önce kafamı kaldırmaya çalıştım. kafam o kadar ağırlaşmıştı ya da bilmiyorum boynum o kadar güçsüzleşmişti ki ağzımdan yastığa akıp, biriken sıvıdan ağzımla bağlantılı olan kısım benimle beraber yükselmiş lakin yastıkla olan bağını kopmamıştı. o arada gücüm bitti kafam yastığa geri düştü. yanağım birikintiye yapıştı.sakallarımın arasına yayıldı yastığımda biriken tükürüklerim. ev arkadaşım geldi, sesim çıkmadığı için kötü el hareketlerimle taksi çağırıp beni acile atmasını istedim. paniklemişti, ellerimle anlatmaya çalıştıklarımı anlamak için pür dikkat vücut dilime bakıyordu. bu ilgisi komik geldi bana, daha komik olması için birden nah yaptım.gözleriyle kitlendi. çok bozuldu, bense gülmeye çalışırken boğazım adeta daha da parçalandı.aşağı taşıdı beni, sırtında. taksi geldi, gittik hastaneye.acilde, sedyede sıramı beklerken bayan doktor geldi. turgay atacan gibi hırıldayarak elimle boğazımı gösterip, sonrada kafamı sağa sola salladım. sesimin çıkmadığını anladı. elindeki tadı kötü tahtayı ağzıma soktu ve boğazıma baktı.yutkunamadığım ve sedyede beklediğim sürede tükürecek yer bulamadığım için ağzımda bir hayli tükürük birikmişti. boğazımda ki iltihabın kokusunu alamayacak kadar tıkalı bir burnum olsa da, tahmin edebiliyordum boğazımdan fışkıran kokuyu. doktor ağzıma bakar bakmaz yüzünde 1 sn lik bir iğrenme belirdi. bunu ben ve ev arkadaşımdan başka kimse görmedi. çok içerledim bu olaya, hastaydım sonuçta, elimde olan bir şey değildi. neden böyle yapmıştı doktor hanım, neden yüzüme karşı iğrenmişti benden.uzaklaştı doktor. yanıma bir hemşire geldi, serum bağladı. anlaşılan durum kötüydü. ama serumda yakışmıştı hani.bi şekil durmuştu ya da bana öyle gelmişti. gözlerim ev arkadaşımı aradı. ona işaret edip fotoğrafımı çekmesini söyleyecektim. feyse koymak kıroluk olurdu ama twitterda iyi prim yapardı bu foto. hatta çok ince bir de nah bile sıkıştırabilirdim fotoya. ama ev arkadaşım hemşirelerle sohbet ediyor bana yaklaşmıyordu.durumumu meraklı gözlerle sorup muhabbete girdiği hemşirelerin gözünde ilk önce duyarlı ev arkadaşı profilini yaratmış şimdi ise üniversite okuduğundan ve özel hayatında nelerden hoşlandığından bahsediyordu. sesim çıkmadığı için çağıramadım onu. ibne dedim içimden. derin düşüncelere daldım, bademciklerim yüzümden ortalama 4 ayda bir acil sedyelerinde sızmamı düşündüm, iyileşir iyileşmez aldırmaya karar verdim. küçültme ekiyle sevimli hale getirilen bu organın böylesine ibnelikler yapması beni çıldırtıyordu.. ondan sonra insanlar "demek bünyen zayıf" yaftasını yapıştırıyorlardı.özellikle de yazın sedyeye düşmelerimde.kim kabul eder ki bünyesinin zayıf oldugunu.normal bi şeymiş gibi söyleniyor ama aslında ince bi aşşağılama var gibi. bünyem zayıf değil ulan benim, bademciğim ibne. aramızda eski bi mevzu var, ondan böyle yapıyor.

istanbul
hosting