|
30 Ağustos 2014, Cumartesi
saat: 02:28
Az önce hayal kurarken sivrisinek yemiş. Bacaklarım kaşınıyor. Bacağımın kaşıntısı ne kadar gerçek ve sıradansa kurduğum hayal o kadar güzel ve imkansız. Değil. Çünkü galiba ben basit şeylerin hayalini kurmayı öğrendim. Görkemli evliliklerin (daha neler) ya da büyük aşk sözlerinin yerine bir yemeğin veyahut bir telefon konuşmasının hayalini kuruyorum ben. Hedef küçültme. Mutluluğa erişmenin yolu. Mu? Şimdi mesela dünyanın sonundaki bir beldenin kör bakkalından aldığım Hoegaarden'i içiyorum. İstanbul'da sevineceğimin en az 10 katı sevinmişim çünkü burda Bomonti filtresiz bulursam iyi diyordum. Hah evet belki yine Jill küçük şeylerden mutlu oluyor. İçeceği biranın bir tık iyisini içti diye mutlu olur mu insan? Bak burdan bu akşam yemekte konuştuğumuz bir konuya geliyoruz. Bu sanırım benim kentsoylu alışkanlıklarımı tatmin etmeye çalışmamla alakalı. Bu belki babamdan, belki de başkasından öğrendiğim (kadeh kaldırırken karşındakinin gözüne bakmak gerektiğini babam ben 3 yaşındayken öğretmiş annemin söylediğine göre) kendim(iz)ce üst sınıf saydığım(ız )keyifleri yaşayınca kendimi(zi) tamamlanmış ve iyi hissediyorum(z). Bakınca bu bir hedef küçültme değil hedef yönlendirme, bilmiyorum böyle denir mi, lakin hayatta sahip olamadığım bir takım şeylerin yerine başka şeyler koyarak o tatminleri karşılamaya çalışıyorum. Ve bu o kadar sağlıksız ki. Merhaba ben o kadar çok psikolog/psikaytriste gitmiş ki kendi psikanalizini kendi kendine yapabilen Jill Valentine. Çok sağlıksız çünkü şu an içtiğim Hoegaarden beni onunla içeceğim Bomonti kadar tatmin etmiyor aslında ben sadece öyleymiş gibi yapıyorum. Mış gibi yapa yapa bacaklarımı sivrisinekler yiyor ve ben hayallerimle gerçeklerim karışmış yarın sabah çılgınca kaşınacağımı bilerek biramı içmeye devam ediyorum. Dün Camus'ünün Yabancı'sını bitirdim. Sanırım okumayı bir nedenle ertelediğim kitapları gerçekten okumamalıyım. Kafka'nın Dönüşüm'ünü okuduğum zaman hissettiğim aynı his peydah oldu (edebiyatla içli dışlılık peydah oldu demeyi gerektirir) Ve sanırım ikisi de aynı hissi başka kurgularla anlattığından oldu bu. Hiç bir zaman ait olamayacağım ve bu ait olamayış benim sonumu getirecek. Gittikçe yabancılaşma hali, ve ben bunu her gün daha fazla hissediyorum, insanın çevresinden gittikçe soyutlanıp gündelikten farklı bir evrende yaşaması özgürleştirici olduğu kadar bitirici. Bitiriyor çünkü insan yarattığı ilişkiler kadar var. 6 milyarda biricikliğimin sonsuz karşısındaki yenilgisi en basit haliyle moralimi bozuyor. İstediklerimizi elde edemiyoruz bari adımız kalsın. Mezar taşım desin ve herkes bilsin ki: Jill Valentine 2014 Ağustos'unda Birini çok istedi ve elde edemedi Kahroldu da olmadı Çünkü olası yoktu Hoegaarden içti Az tatmin oldu Ve sonra bir ara öldü Ama gümbür gümbür öldü Çünkü o ölürse aşktan, öyle ölürdü. | ||
|
|
||