|
30 Ağustos 2014, Cumartesi
saat: 10:51
Caddenin kenarında yerde bir kusmuk vardı. Ve geçen arabalara aldırış etmeden, o kusmuğu muhteşem bir yemeğe çeviren yavru bir kedi duruyordu. Biraz izledim. Sonra geçen arabaların sayısı artmaya başlayınca tedirgin oldum. Ürkütmeden yaklaştım. Baktım ve gel dedim. Hiç tereddüt etmeden geldi yanıma. Elimi, avuç içim gökyüzüne bakacak şekilde koydum. Elime çıktı. Tam da çıkması gerektiği gibi. Sığdırdı kendini avucumun içine. İçeri götürdüm hemen. Benim dinazor kadar olan kedinin muhtemel kokusunu aldığı için titremeye başladı. Dinazor da diğer yandan hiç çıkarmadığı sesler çıkarmaya başladı. Dinazoru uzaklaştırdım. Kara kızanı da avcumdan indirdim ve dinazorun yemek kabının yanına bıraktım. Yirmi dakika sürdü mama yemesi. Kim bilir kaç gündür açtı ve o kusmuğu bile afiyetle yerken, sanki bu yemek hiç bitmesin diye sindire sindire yiyordu. Ardından biraz da su içti. Sonra baktı etrafına. Bişeyler arar gibiydi. Kumun olduğu yere kadar taşıdım. İçinde biriken pislikleri hiç zorlanmadan çıkardı. Sağlıklı görünüyordu her açıdan. Aşırı zayıftı sadece. Uyuması için bir yer hazırladım ve bıraktım oraya. Saatlerce etraftaki seslere aldırış etmeden uyudu. Güvende olduğunu hissediyordu ve uzun zamandır tam olarak uyuyamıyordu sanırım. Annesi ve olması muhtemel kardeşlerinden ayrı kaçıncı günüydü acaba? Kaç gündür onları arıyordu? Belki ben onu almasam, bir kaç saat sonra annesini bulacaktı. Ya da ölecekti, karnını doyurmaya çalıştığı kusmuk parçasının başında. Kafasını yattığı kutudan çıkardı. Bakıyordu ben neredeyim diye. Yavaş adımlarla bana doğru yaklaştı. Elimi yine aynı şekilde uzattım. Yine geldi. Kucağıma bıraktım. İlk önce güzel bir yer buldu kendine. Mutlu olduğunu gösteren o sesi çıkardı. Sonra gömleğime tututan tutuna omzuma kadar tırmandı. Boynumla dans etmeye başladı. Belki bana teşekkür ediyordu. Belki de beni anneme götür diyordu. Anlaşılamıyordu. Ve çok zor durumda olduğunu düşündüm. Bıraksam dışarıda, ölmesi çok daha yüksek olduğunu biliyorum. Kararsız kaldım. Dinazor da alışamadı zaten. Veteriner "Gözetim altındayken birlikte dursunlar, yoksa büyük olan küçük olanı boğabilir." dedi. Uzun zamandır böyle korkmamıştım. Birbirlerine alışmalarını da deli gibi istiyordum. Birbirlerinden ayrı odalarda sabahı ettiler. Dinazorum normal zamanlarda yaptığı şeyleri aza indirmişti. Belki o da, onu bırakacağım diye korkuyordu. Geldiğimden beri kucağımda. Arada kara kızana bakınca yine o sesleri çıkartmaya başlıyor. Bir kaç gün ya da hafta sürebilirmiş alışmaları. Umarım alışırlar ve en azından onlar yalnız olmaz. Belki de yalnız olmak isterler. Onların adına yalnız olup olmama kararı vermek ne kadar sağlıklı. Ben bu kedi bakma işlerine hiç girmemeliydim sanırım. | ||
|
|
||