|
31 Ağustos 2014, Pazar
saat: 06:30
Vay be bunu yaşayacağımı düşünemezdim. Çocukluğumda Barış Mançoyu hatırlardım. Fakat şu ana kadar tek aklımda kalan görüntüsü, çiçek açmış ağaçların arasında elinde orguyla olan karesi, oldu. Neden bilmiyorum umrumda da değil fakat yıllar sonra Gülpembe'nin klibinde görüp acayip bi dejavu oldum. Beyin ne garip bir organ. o 80lerin renkli fotoğraf karesi gibi, böyle soluktu o zihnimdeki görüntü de. Arada bi dinliyorum rahmetliyi. İnsanın içini nasılsa bir huzur kaplatıyor sesi. Ve aklımda o garip konuşma. Dinlediğim iyi mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum. "... 20 li yaşlar bir insana bir çok şeyin imkansız geldiği şeylere sahiptir. İş yaşamı, ileridedir. Aile ve sorumluluklar, ileride bir tarihtedir. Ölüm bile hiç akılda değildir. Sağlık sorunları, ertelenmiştir. 20 li yaşlar o yüzden genellikle şunu düşünür. Şu an yapman gereken, acil olarak yerine getirilmesi gereken görevler yoktur. Eğlenirken yarın yoktur, işinizi yaparken de. Çünkü daha 20lerdesinizdir herşey değişebilir diye düşünürsünüz ve bu rehavet katar sizlere. Hiç bir şey ciddi düşünülmez kısacası. Fakat gözden kaçan hep şu olur. Belki şu anda birlikte olduğunuz kişinin sizin eşiniz olacağı ihtimali çok düşüktür. Fakat ya sonraki kişiler? O insanlardan biri mutlaka sizin eşiniz olacaktır. O yüzden şu an ilişkide olunan insanı seçmeniz, ilerideki evlilik yapacağınız insanı seçmenize de vesile olacaktır. Aynı şekilde işinizde de. Sürekli farklı işlerde gezip dolanabilirsiniz fakat bir şekilde en sonunda bir sabit işiniz olacak. 20li yaşlar artık yetişkinliğin filizlendiği dönemdir. Her ne kadar insanlar hep düşünse de, aile 30unda kurulur, veya gerçek anlamda iş o zaman olur diye, 20sinde siz arayışınıza başlamadıysanız, 30 lu yaşlara geç kalıyor olabilirsiniz. 30undan sonra o 20lerdeki rehavetin tersi yaşanır. ..." Farklı bir bakış açısına sahipti resmen bu konuşma. İyi, kötü, bir şey değil fakat değişik. Whatever it was a decent talk but i need to sleep. | ||
|
|
||