21 Eylül 2014, Pazar
saat: 20:43


Onur sadece bir erkek ismiymiş. Bu dünyada herkes bir yerlerini bir şeyler için satıyor.

Kadıköyde bi parti 10 ton hamsi dağıtmış. Gelen geçen almış gitmiş izdiham falan filan. Bilmemne belediyesi 3 ton baklava dağıtmış millet birbirini ezmiş. Bu insanları etkilemek için yapılan bir ton şeyden biri işte.

Fakat o ezenlere, balıkta izdihama girip, "Adam hizmet ediyor ya bak milleti besliyor bedavaya." diye düşünen insanlar, kendilerini onurlu, ahlakın sarsılmaz temellerine mutlak bir şekilde inanan ve ona göre hayatını yaşayan insanlar olarak görürler. Fakat baktığın zaman 150 gram balık ve 100 gram baklavaya satılacak görüşleri vardır. Bir çok şeyi söylerler ya ben o partiyi o yüzden değil işte enflasyonu düşürdü bik bik der, ama aslında aklına kazınan ekmek arasındaki hamsi olmuştur, o kadar.

Her insan da az çok böyledir. Bu adam eğitimsiz o yüzden öyle demek istemiyorum. Hayır. Profesörün de bundan hiçbir farkı yoktur. Benim de yok. Bunu okuyan her insan oğlu için de böyle bu durum. Çünkü faydacıyız faydacı. Kahretsin ki öyleyiz. Soytarılığın manası yok. Bir şeyleri önüne kalkan diye koyup, oyalamanın da. İnkar etmenin de. Bu dünyada hepimizin bir fiyatı bir bedeli var. Gerçekten de öyle. Ha tabi bunu maskelemek için binbir türlü şeyin arkasına sığınıyoruz. Kültürümüz onu emrediyor. Bazen de bu maskeler olmasa yapmıyoruz, her ne kadar içimizdeki şey tam aksini söylese de. Belki biri bize ulu orta bin lira verse kabul etmeyiz ama, bilgi yarışmasındaki dandik iki soruyla bin lira kazansak onurumuza laf edilemez. Çünkü onu "kazanmışızdır".

Karamazov Kardeşler'de, bir fakirin onur ve gurur yapıp, paraya çok fazla ihtiyacı olsa da, parayı alıp buruşturup ezmesinden sonra, kitapta yer alan söz şudur;

"Çünkü bu parayı çiğneyeceği yerde alsa, eve geldikten belki bir saat sonra alçalmayı kabul ettiği için pişman olacak, gözyaşlarına boğulacaktı, mutlaka böyle olacaktı Lise. Ağlayacak ve belki yarın, gün doğmadan bana gelip banknotları suratıma fırlatacak, deminki gibi çiğneyecekti onları. Oysa şimdi, kendini "mahvettiğini" bildiği halde son derece gururlu, zafer kazanmış bir durumda gitti. Şimdi bu iki yüz rubleyi ona, hem de yarın, kabul ettirmek işten değil. Çünkü onurlu olduğunu kanıtladı, parayı atıp yere çiğnedi... Yarın parayı ona yeniden getireceğimi kestirmesi olanaksızdı. Oysa bu paraya inanılmaz derecede ihtiyacı var. Gece bunu daha çok düşünecek, yarın sabaha kadar neredeyse koşup af dileyecek hale gelir. Tam o sırada yetişeceğim. "Gururlu bir insansınız, bunu ispat ettiniz." filan diyeceğim. "Artık parayı alın, bizi affedin!" Alacaktır o zaman!"

Hepimizin, o hamsiyi yiyip oyunu verenden, önce parayı çiğneyip gösteriş yapıp sonra da kabul edenlerden hiç bir farkımız yok. Bazıları ilk başta alır o parayı, atar cebine gider, neyse ne olduğunu gösterir, başka bir şeye sığınmaya gerek duymaz. Diğeri ise gururlu gözükür, dış cepheden onurlu ve mağrurdur. Fakat ikisi de alır o parayı. Bu yüzden dünyadaki bütün insanlar, evet, hepimiz. Hepimiz alıyoruz bu parayı, ya önceden bir şeylerin bunu paketlemesini ve gözükmemesi için uğraşı gösteriyoruz, ya da direk hiç umursamıyoruz. Ne olursa olsun ama, onur dünyanın en saçma en boş sözü. Sadece soytarılık, başka bir şeyden ibaret değil.

Dışarıdaki fahişeden de bir farkımız yok. Hayır fahişe derken küçümsemiyorum. Bu onun mesleği. Nasıl bir çok insanın mesleği varsa, hepsi de aynı kefede. Al ve sat. Doktor gibi. Öğretmen gibi. Dünyada bunun geçmediği yer yok herhalde.

Bundan dolayı da kimse kimseye adam akıllı güvenemiyor. Çünkü insanlar ya kendisini bundan dışarıda göstermek için paketliyor, süslüyor püslüyor, soytarılık yapıyor, ki bir çoğu ne yazık ki böyle, ya da oldukları gibi faydacı olduklarını gösteriyor. İnsan neye inanacağını, neye güveneceğini bilemiyor. Herkesin fayda güttüğü bir kesinlik, fakat hep o güzel maskelere, alımlı paketlere inanmak istiyoruz. Prestije, güzelliğe, yakışıklılığa...

Biraz vicdana sahip olanlar bu faydayı güderken karşıya zarar vermek istemiyor, vicdansızlar ise ezip geçmekte hiçbir problem görmüyor. Herhalde bu dünyada güven veya onur değil ama, vicdana inanmak var, gerisi de hikaye.

istanbul
hosting