22 Eylül 2014, Pazartesi
saat: 22:58


Genel olarak insanlardan bıktım. Yakın arkadaşlarıma öfkeliyim mesela. Hiçbirinin de durumdan haberi yok. Dağa küsmüş bir tavşanım ve Fenerbahçe'ye taşınıyorum.

Kafayı da yedim. Bugün 18:30 sularında plazamızın sigara içme alanına çıktım. Camdaki yansımama bakarak aynen şu cümleleri kurdum:

"So they say you've got a great potential! No I am just a redundant piece of shit. I somehow tricked them into believing that I am worth something. I fake it, just like everybody else."

Bende görülen potansiyel beni ürkütüyor. Üniversitede hep ortalama bir öğrenciydim. Hiçbir zaman çok çalışmadım. Ama çalıştığım zaman hiç başarısız olmadım. Sadece hiçbir zaman "en iyisi" olmadım. Zaten günü gününe çalışmayı hiç başaramadım. Günü gününe derslere gidip notları temize geçtiğimde yazdığım şeyi okumadım. Katiplik yaptım. Dolayısıyla her zaman için aşağı yukarı aynı notları aldım.

Yeni yeni farkına varmaya başlıyor olsam da galiba hep bir dikkat dağınıklığı problemim vardı. Hatta belki bende ADD var. Bilmiyorum. Psikiyatristlere 1 saat için 250 TL vermek istemiyorum.

Ne ara umut vaad eden biri oldum bilmiyorum. Ofisin en titiz, en bilgili, en huysuz kadın avukatı bende bir ışık gördü. Açıkçası onur duydum ve elimden gelenin en iyisini yapıyorum. Ama korkuyorum da işte. Çok fazla sorumluluk var. Acaba ben o kadar iyi miyim? Anksiyete...

Öte yandan insanlar evlenmeye başladılar lan. Haftasonları çok sıkıcı geçiyor. Onca sene hiç arkadaş biriktirememiş gibiyim. Oysa bir sürü arkadaşım var. Öte yandan seviniyorum da... Para biriktiriyorum.

Saçma sapan hayaller kuruyorum ve genelde hepsi işle ilgili oluyor. Mesela Türkiye'de Comedy Central kuruluyor ve Jon Stewart'ı da oluyor. Ama format yerli oluyor. Çünkü kendisi Jon Stewart'ın copycat versiyonu değil. O da olağanüstü derecede zeki ve yaratıcı biri. Her nasıl oluyor ise bu devirde kara mizah yapıyorlar. Basın özgür gibi de değil gibi de... Devlet tabi ki kanalı rahatsız ediyor. Ota boka ceza kesiyorlar. Stüdyoyu basan polisleri arama izinleri olmadığı için alt ediyorum. (Ama niye basmış olabileceklerine dair bir hikaye uyduramadım. Sonuçta çalışma hayatımda programa maymun çıkarıldığı için memurların kanal bastığını gördüm. Her şey mümkün. Devlet istedikten sonra her şey mümkün.) Onun haricinde rutin RTÜK cezaları alıyorlar. Sonra kanal toplantısında reklam gelirlerinin kaynağı olduklarını, yüzde 2'lik kesintinin hiçbir anlam ifade etmediğini, onlar olmasa reklam gelirinin olmayacağını söylüyorum. Yine de Jon'a RTÜK cezaları konusunda trip atıyorum çünkü en sevmediğim şey eninde sonunda gelen yürütmeyi durdurmanın reddi kararına itiraz etmek. Sonra aşk yaşıyoruz.

25 yaşında genç bir insanım. Ortalamanın üzerinde bir dış görünüşe sahibim. Meslek sahibiyim ve umut vaad ediyorum. Entelektüel birikimim var. Espiri anlayışım bile var. Gel gör ki hayallerimde ünlü insanlarla aşk yaşıyorum.

Ama hep potansiyeli olmayan insanların güzel ilişkileri oluyor. Ben hayallerimde bile kahramanlık yapıyorum. Bunlar toplumun kadınlara atfettiği şeyler değil ki. Kimse ekmeğini taştan çıkaran kadın sevmiyor.

Ya da çok erken 35 yaşındaki bekar kadın bunalımına girdim. Ha yanlış anlaşılma olmasın, mesele evlenmek değil. Genel olarak ilişki.

istanbul
hosting