|
24 Eylül 2014, Çarşamba
saat: 20:25
Bir anda anladım sesini duyunca. Onlarca yalan onlarca palavra kurgusal aşklarım... Öfkem, nefretim... Nereye taşındı ki benliğim? İşin garip yanı mutsuz değilken böyle kederli olmak. Bugün ayakkabımı kopardığım ve akralik yapıştırıcı ile birleştirdiğimiz yerde otobüs bekledim. Otobüs en güzel sevişmemizi yaşadığımız Toki'den geçti. Sonra otobüs ilk defa o esrarkeş çocukla seviştiğim öğrenci evinin oradan geçti ve yine aynı çocukla dondurma aldığımız büfeden. Toplu taşımada Alperen'in annemle ilk defa tanıştığı gün oturduğumuz yerden geçtim. Ve kimbilir Alperenle de bindiğim otobüse bindim. Sonra eski evimizin oradan geçti otobüs. Salona bakan pencereye baktım. Ekrem beni o salonda öldürmüştü. Sonra eve geldim. Beraber seviştiğimiz yatağıma geldim Alperenle. Son sevişmemizi de hatırladım. Hiç istememişti. Öyle istememişti ki arkamı dönüp yapmıştık 2 kere. Yüzüme dokunmadan. "Yaraların nerede?" diye sormadan. Hemen boşalmıştı isteksizlikten. Bir yerde kendini istediğin yere götür. İstediğin kadar çabala. Bir şeyler yap aslında batıyorsun. Yani esasen yapmaya çalıştıkça imkansızlaşıyor her şey. Yazacaklarım bu kadar. | ||
|
|
||