27 Eylül 2014, Cumartesi
saat: 00:27




anneannem sürekli odama girip yaşayıp yaşamadığımı kontrol ediyor bir süredir. tuvaleti bile kitleyemiyorum. yasak.

bu uzun süredir böyle. sedat bey'in önerisi. kapılar kitlenmeyecek. hiçbir kapı... odama girmek isteyenler kapıyı tıklatacak.

o kadar ağladım ve o kadar uyudum ki sonunda anneannem içeri girmiş. dokunarak uyandırdı. "kızım hasta mısın? kızım kendine bir şey mi yaptın?"

o zaman ağlamaya başladım yine. insanları nelere nasıl hallere soktum. 70 yaşındaki kadını uykularından ettim. gecelerinden gündüzlerinden ettim.

annem geldi. koynuna yattım. anne dedim dayanamıyorum. benim için çok ağır. her şey. dayanamıyorum. bir sebep ver...

ağladık. sebep vermek istedi. biz varız dedi. baban var. sen olmazsan nasıl yaşarız biz.

onun başını koyduğu yastığa kapandım. kaç kere yıkandı üstüne. kokladım. kokladım. kokusunu aradım.

yaşıyor olmanın tesellisi yok diyordu bir yazar.

kaç şiir yazdım. kaç söz verdim. kaç kere döndüm.

sonunda verdim kararımı. onun gibi bir jileti çıkardım. muska yaptım kendime.

jileti yakınlaştırdım. içime huzur doldu. düşünsene kendimi kessem o an, ölsem. nasıl yakınım. nasıl güzel bir yakınlık, güzel bir seçenek. orada duruyor. bir mm uzaklıkta. içeriden annemlerin sesi geldi.

yağmur yağıyordu.

saçlarımı kazımak istedim. içim zehirle doldu.

nasıl bir acziyet bu biliyor musun? ölmeyi bile başaramamak? karar vermişken, 1 mm uzaklıktayken bunu yapamamak. korkmamak, sonuna kadar cesur olmak, ama seni sevenlere ezilen içine karşı koyamamak...

düşünsene. bir şeyi öyle arzuluyorsun ki o şeye 1 saniye uzaklıktasın ama yaklaşamıyorsun bile.

o kadar değersiz bir hayat ki yaşadığım. anlamıyorum. neden sevdiklerini beni...



istanbul
hosting