01 Ekim 2014, Çarşamba
saat: 20:50


Hayatımda hiçbir zaman gerçek bir haşlanmış yumurta pişiremedim ben..haşlanmak üzere o minik tencereye veya kahve cezvesine konulmuş tüm yumurtalar çiğ, rafadan veya maximum kayısı kıvamında kaldı..dillere destan aceleciliğimin kıyıda köşede kalmış yansımalarından biridir.Öldüğüm zaman arkamdan yapılacak olan dedikoduların veya alengirli bir mezar taşının içeri göçmüş siyah harflerinin hüvelbaki kısmından sonra veciz söz söyleme meraklısı mermer ustasının ne yazacağını sorduğu yakınlarımdan biri belkide şunları söyleyecek o şapşal mermerciye..
Belki bir deha olabilirdi ama sabırsızlığı sürekli bunun önüne geçti ve bi bok olamadı afedersin..Zevzek yakınımın sarfettiği cümlenin son kısmını kendine özgü sansür anlayışı ile makaslayan şapşal mermerci kan ter içinde yazacaktı o ucuz mermere..
Biri beğenmediği yemeği karısının kafasından aşağı boca eden, diğeri meşeden yapılmış koltuk değneğini ikinci karısının arkasından fırlatıp atan ve yakası açılmadık tüm küfürlere sayelerinde vakıf olduğum ve sabırsızlık konusundaki tüm genleri kendilerinden aldığım iki dedemide burada rahmetle anıyorum..
bir metamorfoz şeklinde olmasını istediğim ve artık kendimi değiştirmeliyim olmayacak böyle şeklinde aldığım kararları uygulamaya çalıştığım bu dönemde zaten çevremdekilerin benden binlerce sene önce vakıf olup önceleri tavsiye sonraları sırasıyla telkin ve çemkirme şeklinde verdikleri hayat dersleride bu çabalarımın cabası ve itici gücü..uzaylı olanın şahsım olduğu ve diğerlerinin normal insan şeref madalyası ile dolaştığı bu dünya zemininde zebra muamelesi görmektende uzun zamanlardır sıkılmıştım hattızatında..
Yeni edindiğim bir dostumla konuşurken bu akşam edebi bir kaygı içinde sonbahar yaprağı gibi rüzgarda savruluyorum merak ediyorum acaba nereye düşeceğim diye sordum.o da kendi ağacının dibine düşeceksin tabii ki dedi..neresi oluyo yani benim kendi ağacım dedim.bizzat sensin dedi bana..
Çokta merakla uygulamaya koymadığım bu normalleşme sürecimin iki muhtemel sonucu var pek saygıdeğer günce..ilki zebranın üzerindeki pijamayı çıkarıp diğer eşeklerin arasına karışması ve ikincisi hayır normal olan benim asıl uzaylı sizsiniz ulan ısrarımın sürmesi şeklinde..Ancak ikinci ihtimal gerçekleşirse hem bu şekilde ortaya çıkıp bağırmak ve hemde normal hayata devam edebilmek pek mümkün görünmüyor..açıkcası üçüncü bir seçenek biraz evvel oflaya puflaya bitirdiğim ve içimi karartan kitap sayesinde çok da itici durmuyor..tek sorun fazla kolay olması işte..Bu arada Catherine Gilbert sen kimsin ve o komik türkçenle bana ne anlatmaya çalışıyorsun gerçekten merak ediyorum..
Diğer kitaba başlıyayım bari..

istanbul
hosting