|
07 Ekim 2014, Salı
saat: 15:54
En yakınımda bir kaç kişi var. Artık onlara da tahammül edemez buluyorum kendimi. Kendimce onlara yardım ediyormuşum gibi gelen laflarım çok acıtıcı oluyor. Düşünmeden konuşuyorum. Hatta sadece konuşuyorum sanırım. Düşünmediğimi dahi düşünmüyorum. Ne kadar içtiğimi anımsamıyorum. Bilincim her zamankinden çok daha fazla açıktı. Algılarım iyice kuvvetlendiğini hissettim. Benden otuz metre uzakta olan sesleri çok net işitiyordum. Bu halimle dalga da geçseler, bunun farkında olmak yeterliydi benim için. Arada uykuya dalıyordum. Yarım saat sürmesi gereken yolu bir kaç saniyede aldığımızı hissediyorum. Gariptir, o bir kaç saniyede geçen bütün konuşmalara ortak olmuştum. Her ne kadar sarhoş muamelesi görsem de aşırı hakimdim kendime. Çok içerim zaten. Durmam gereken yeri bilir ve bırakırım içmeyi. O gece bunu yapmadım. Sanırım ödülüm de bahsettiğim şeylerdi. Tek bir hata yaptım ama. Çalan çocuklardan şarkı isterken, Deep purple yerine, Gary moore'dan "sometimes i feel like screaming" i istedim. Onu da fark ettiğim anda, değiştirsem de bişeyin değişmeyeceğini anladığım için sustum. Sanırım çalan çocuklar da benim sarhoş olduğumu düşünerek, kafa sallayıp geçtiler. Ertesi gün adam akıllı görüştüğüm arkadaşım kahve içmeye çağırdı. Arabada o yokken, kız arkadaşına söylediğim sözler hakkında konuşacağını düşündüm. Buluştuk. Oradan, buradan konuşmaya başladık. Ve konu tahmin ettiğim noktaya geldi. Bana, her şeyi bildiğimi sandığımı ve bunu yaparken insanları zerre kadar düşünmeden, daha çok aşağıladığımı söyledi. Haklıydı tabi. Bana, bilmediğim bir şey söyle, demek için can attım ama bu sefer sadece sustum. Yoksa konuşma uzayacaktı ve ciddi bir tartışmanın içinde bulacaktık kendimizi. Hoş, bunu o an yapmamış olmam, bundan sonra yapmayacağım anlamına gelmiyor ama. İlk başlarda kız arkadaşının bahsini yüzeysel olarak açacağım, biraz daha geçince hiç sormayacağım. Kız arkadaşından ayrılıp, barışmamalarından bir kaç ay önce eskisi gibi olmadığımızı fark ettim onunla. Hayatı değişiyordu her anlamda. Düşünceleri daha çok maddiyata dayalı olmuştu. Nereden geldiğini unutmaya başlıyordu. Geçmişinden utanıyordu belki de. Bunu sormadım. Büyük olasılıkla sormayacağım da. Anlamayacak sonuçta. Kendince doğru olduğunu düşündüğü yolda ilermesini izleyeceğim. Tahminimce de bir iki sene sonra da seneden seneye görüşeceğiz. Elbete mutlu olmasını diliyorum. Ama bu düşüncelerinden bir an önce kurtulmasını umuyorum. Aşırı sorunlu bir adamım. Artık batmayı da bıraktım. Ya da hissetmiyorum artık batmaya devam ettiğimi. Hep arka fonda düşünceler. Yaptığım her şey, o yarım saatlik yolu aldığım bir kaç saniye gibi geliyor. Ama o bir kaç saniye kadar gerçek olmuyor. İnsanlara keyif vermek istemiyorum. Kendim keyif almıyorum. Yüzeysel olarak mutluymuşum gibi görünebiliyorum. İstediğim zaman, istediğim insanı eğlendirebiliyorum. İstesem yürürüm. Bu gidişatın sonunu merak ediyormuş gibi yapıyorum ama biliyorum ne olacağını... | ||
|
|
||