|
08 Ekim 2014, Çarşamba
saat: 23:25
kendini mutlu sanmanla aslında mutlulukla uzaktan yakından alakan olmadığını fark etmenin arasındaki kırmızı ince çizgi. gelir seni etrafında neşe, hediyeler ve ilgi bulacağını sandığın anda yakalar, boğazına yapışır usul usul kesmeye başlar. kafanı koparır, sokaklarda yuvarlar. o sokaklarda adamlar kadınlar görürsün, birbirine bakan, yürürken kolundan tutup çeken, konuşurken kafasını sallayan adamlar. saf, hevesli, ilgili kadınlar. kafan sokaklarda yuvarlanmaya devam eder. kalbin, arzulanmamış bedeninde hapis, kafan pisin çirkefin içinde, bilincin açık.. aklını kılavuz etsen bir türlü, kanayan yaralarını kapatacak kadar ne elin ne kolun kalmış, canını kurtarmaya çalışsan bir başka türlü. arada asılı kalırsın. tutar çeker her şey seni bir tarafa. üzerine titrediğin, sarıp sarmaladığın, kıyamadığın her şey seni ince ince keser, acımaz, gözlerinin içine baka baka. her anın yalandan ibaret. her söz bir başkasından emanet. belkilere tutunup, nefes alabilmek için devam edersin devam etmesi imkansız gelene. hayat kafana vura vura öğretir hayal kurmamayı. kurduğun her hayali baltalaya baltalaya, acıta kanata, sürükleye sürükleye öğretir. Heves ettiğin her şeyi gösterir ama hop kayıverir elinden. tutamazsın, tutunamazsın. suratına söyler seni sevmediğini. bir tek bir başkasını... o başkası kim anlamak bile istemediğin bambaşka bir dünya. o dünya gelir senin minik dünyana çöreklenir. yüreğin kanar. öyle bir kanamak ki durdurmak imkansız. suratında mutluluk maskesi, sırtında hüzün, karşında tanıyamadığın sevgili, önünde uzun bir yol, o yolda mecburiyetler. ah benim karanlığımın derinliği yese yutsa tüm o başka karanlıkları. kükresem, essem gürlesem. yaksam yıksam devirsem. çeksem gitsem kurtulsam. özgürlük çok uzak. özgürlük çok imkansız. | ||
|
|
||