|
14 Ekim 2014, Salı
saat: 17:26
Baktım olcak gibi değil. Adam her fırsat bulduğunda laf çarpıyor bana, ben ne sıkcam canımı, o sıksın dedim, açık açık konuştum. Karşısındaki çocuk değil çünkü, genç bir kadın ve rencide ediyor. Bunu bilmesi lazım. Gerçekten de içime attıkça düşmanlaşırım ben ve bu bir iş yerinde huzursuz edici bir durum. Aşmak gerekliydi. (Tanrım! Ne kadar profesyonelim! Kıhkıh.) Olaylar şöyle cereyan etti: (Burada görüntü blurlanıyor ve dırırırırrı şeklinde bir müzikle geçmişe dönüyoruz.) Saat 16.15 sularıydı. Tuğrul ve ben mutfağa çay almaya gittik. Çünkü almasak fazla çalışmaktan ölebilirdik. Mutfağa vardığımızda, Deniz ve o adamın kahve içmekte olduğunu gördük, ki ben her gün bu insanlara kendime yaparken kahve içer misiniz diye sorup küçük bir kahve arası organize ediyorum. Bir daha ... sorarım. Öhöm. Neyse. "Aşk olsun" dedim, "Bu kızcağız bize her gün kahve pişiriyor, bir soralım demediniz mi?" Ama sahiden ayıp. "Sen üstadının elinden kahve içmeye utanmayacaksan ben ne diyeyim." dedi adam. Ben de "Yoo, ne diye utanıcakmışım?" dedim. "Eh yüzsüzlüğün bu kadarı." dedi ve şalterler attı. "Üstat, bir şeyi merak ediyorum. Sizi muavinken çok mu ezmişlerdi?" Cevap veremedi, beklemiyordu, kalakaldı. Bir an dönüp baktım, kıpkırmızı olmuştu. Sonra Tuğrul'la çaylarımızı alıp ordan uzaklaştık. Bunlar da biraz sonra geldiler, ama ben artık dayanamadım. Çünkü adam laf çarpmadan filan anlayacak ince fikre sahip değil belli ki. Öyle olsaydı, zaten kırılacağımı düşünür en baştan bu saçma sapan cümleleri sarfetmezdi. Bir de şu var ki, ben de ona laf çarpınca hoş olmuyor ki bu, kendimi bu adamla bir söz dalaşına girmiş olarak bulmak istemiyorum. Hoş değil bu. Neden bu duruma düşeyim? Kibarlıkla anlattım, olaya hatayı kendimde arıyormuş süsü verdim ki, iyice ezilsin, oturduğu yerde yaptığından utansın da, küçücük olsun. "Üstat benimle bir sorununuz yok değil mi? Çünkü her konuşmamızda hep bu şekilde davranıyosunuz da dikkatimi çekti. Takılıyosunuz anlıyorum da, bazen biraz ipin ucu kaçıyor gibi. Ben de biraz önce ileri gittiysem kusura bakmayın." yazdım. "Sen kusura bakma, kırdıysam özür dilerim. Deniz'e kahve sözüm vardı da.." dedi. Bunu paylaştığım için bana teşekkür ediyormuş. Tam olarak neye kırıldığımı anlayamamış, daha dikkatli olmak için soruyormuş. (Kill mee!) Bir sinirlendim. "Sadece bugün için değil, bana karşı genel tavrınız böyle. Çocuk olsam neyse de, genç bir kadınım. İnsan rencide oluyor." dedim. (Ohhh yaaa rahatladım!) "Olur mu çocuk ne demek, hepiniz üniversite okumuş, iş hayatına atılmış birer bireysiniz, öyle aksettiyse kusura bakma." dedi. (Gizli özne "siz", Deniz'i kıskandım sanıyor. Tekrar kill mee!) Sonra yazdım ki, "Mesela en çok geçen dediğinize kırıldım 'Elinde iş yoksa camları silmeye başlayabilirsin' dediğinize, çok anlamsızdı bence." (Harrrsss diye indirdim baltayı.) Haklısın, dedi. Tekrar "Hepiniz benim için eşitsiniz." filan diyor. (Hof ya, gerçekten umurum değil) Dedim ki, "Bana şuna farklı davrandınız, ben de bozuldum gibi bir durum hiç değil, genel olarak bana karşı tutumunuz konumuz." Yerinde rahatsızca kıpırdandı. Tekrar özür diledi. Konu kapandı. Tekrar konuştuğunda sesi bozuktu. O kadar çok rahatladım ki. | ||
|
|
||