|
15 Ekim 2014, Çarşamba
saat: 01:06
Geliyorlar arada işte. Aslında hiç gitmiyorlar da. Geliyorlar diyorum işte. Bazı kelimeleri kullanırken, öncesini sonrasını düşünmeden "alışkanlıklar" kısmına başvurup, uygulamayı seviyorum. Beni gülümseten kadın, hala ve ısrarla gülümsetmeye devam ediyor. Onu bu sefer kenara koyarak konuşsam, olur değil mi? Kesinlikle olmaz! Onun bu gece varlığı olmasaydı, belki bu düşüncelere hiç kapılmayacaktım ya da bu düşüncelerin içinde boğulur olacaktım. Ben, aynı ben işte. Çelişkeler içinde sürüklenen bir adam. Bir dediği bir dediğini tutmazken, yaşamaya devam eden ve hayattan nefret eden. Biraz fani şeyler, biraz ruhani hisler. Ortada da karmakarışık bir adam. Yüzyılın tarifi. Elbette kendini berbat hissetmek isteyenler için, enfes karışımın tanımı. Özetle, yarın için daha güzel şeyler olsun diye isterken, zamanı harcayan ve bir şey yap(a)mayan bir adamım. Artık "güzel şeylerin" olabilmesi için, "yapmam gerekenler listemi" sakladığım kuytudan çıkartıp, üstündeki tozları zarar vermeden temizleyip, uygulama zamanı. | ||
|
|
||