|
26 Ekim 2014, Pazar
saat: 03:06
Masal... Koskoca bir bahçede demetler içinde bir papatya. Aşık olmuş,yanmış tutuşmuş ak sakallı bir bahçıvana.. Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından onunla,sadece onunla saatlerce ilgilenmesini. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş.. Sadece ona değsin makası,sadece ona gülsün dudakları. Kıskanıyormuş bahçıvanı. Kırmızı güllerden,sarı lalelerden,mor menekşelerden. Papatya,sadece bahçıvanı için açıyormuş,bembeyaz yapraklarını.. Birgün,aşkı öyle büyümüşki:papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş. Eğilivermiş boynu. Toprağa bakıyormuş. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş,ayaklarını görüyormuş. Buna da şükür diyormuş. Yetiyormuş ona bahçıvanın varlığını hissetmek. Zaman akıp gidiyormuş. Papatya bahçıvanı görmeyeli çok olmuş. Ne varki sanki boynumu kaldırsa,bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş. Yanıp tutuşuyormuş.. Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış. İncecik bedenini ellerinin arasına almış. Elindeki sopayı,köklerinin yanına,toprağa sokmuş. Bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı. Hala göremiyormuş onu,ama bedeni kurtulmuş. Uzun bir süre sonra bahçıvan bahçeye uğramaz olmuş. Gelen giden yokmuş.. Kahrından ölecekmiş papatya. Ama işte bir sabah,hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış. Derin bir oh çekmiş. Birden kendisine doğru gelen iki ayak görmüş. Bu onun çılgınca sevdiği bahçıvan değilmiş. Başka birisiymiş. Adamın elinde bir de makas varmış. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarı doğru,ne güzel açmışsın sen öyle demiş. Bu gencecik yakışıklı bir delikanlıymış. Gözleri gök mavisi,saçları sarıymış. Ama gövden seni taşımıyor diye de eklemiş. Elindeki makası alıp papatyanın boynuna uzanmış ve bir hamlede onu gövdesinden ayırmış. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini. Ak saçlı,ak sakallı,yaşlı mı yaşlı bahçıvanı hatırlamış. Bir de o gencecik delikanlıyı görmüş. O an herşeyi anlamış. Neden yaşlı bahçıvanı sevdiğini. O herşeye rağmen papatyaya emek vermiş. Belki ona hiçbir zaman güzel olduğunu söylememiş ama hep sevmiş.. Papatya anlamış artık. Sevgi;emek istermiş. Yere düştüğünde son birkez düşünmüş sevdiğini,teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağı da kuruduğunda biliyormuş artık.. Gerçek sevginin söylemeden,yaşamadan ve asla kavuşmadan var olabileceğini... | ||
|
|
||