26 Ekim 2014, Pazar
saat: 20:44


Tini Mini Hanım'ın hep ingilizce Tiny Mini gibi, ordan devşirme olduğunu sanıyordum. TDK'ya baktım, Tini Küçük demekmiş.Yine de aşırma olabilir. Hatta tinidazol: veterinerlikte bir ilaçmış, Tinil'de: yalnız, yalın, tek' miş.

Tin'e vardım.

Armin'cik hasta bugün biraz.
Dün kitap toplantısını "müstakil" bir evde yaptık. Biraz kitaplardan biraz tramvalarımızdan konuştuk. Ben konuştum. Göl tarafındaydı, trenle 30 dakika, sonra bi kilometre yürüme. Kek yapmıştım bir gece önceden. Ayfonu olduğunu tahmin ettiğim, böylece kaybolmayacağımı düşündüğüm ELmas ve iki kızı ile Yorcstrasse s bahnda buluşacaktık. Onu bile beceremedik, o bir kapısında ben bir kapısında beklemişiz. yakaladık birbirimizi ve gerçekten ayfon sayesinde de evi bulduk. Armin'le takıldığımızdan beri kan ter içinde kalıyorum. Sonra işte ben son tramvamı anlattım. Sonra ev sahibi kendi Murathan Mungan'lı tramvasını anlattı. Onunki alkışlarla karşılanırken benimki tramva deyince, ben de gibi dudakları büzdü.
Neyse murathan Mungan'ı uzun zamandır okumuyorum.
Şimdi 50 kitap oldu kütüphanede.
Ne yapıyoruz hiç bilmiyorum.
Yani ordaki 5 kadın. Üçü çocuklu. İkisi emekli biri yalnız.
Tuhaf bir grup oldu.
Neyse, oğlanı hasta ettim herhalde ben o ara.
Ateşi var.
Tini mini ordan aklıma geldi. O kadar zavallı ve hayatın amına koyıyım anne of, bakışı var ki...Çocuğun hastalığı zor şekerim. Bir yandan da hastalık gripmrip olsun diye de niyetteyim.

Fakat Kekim bomba oldu.

Ama tabii ara ara her kendini bir zamanlar bir şey sanmış ve başka bir şey olmuş bu bi umut'çular eminim aynı benim gibi, ulan ekstazy atıp fındıklı'da güneşi doğururdum, ben ne ara gün kadını oldum diyorlardır. Hepimiz, bu karşılaştığımız zaman ve kimliklere" aslında " ait olmadığımızı anlatıyoruz birbirimize.
Neyse bunu daha çözemeyeceğim.
Saatlerin ileri alınması da düzenimize çok fena bir darbe vurdu.
Bugün yattığında Armin saatlerimiz 18.49'u gösteriyordu.
Bu çok karanlık bir gün olabilir yarın demek.
Ama teletabiisler olmasaydı, veya komik kedi videoları ya da head shoulders knees and toes, hayat daha karamsar bir yer olabilirdi.


2012'de, bir Moleskine deftere yazmışım. Elvan pastanesinde oturuyorum. İki orta yaş üstü kadın karşımda oturuyor. Birinin elinde büyük bir yeşil teletabiies bebeği var. Gözlüklü olanınsa sağ gözü, Elvan pastanesi peçetesiyle kapalı. Peçeteli olan diğerine "yemiycem merak etme" dedi.




istanbul
hosting