|
05 Kasım 2014, Çarşamba
saat: 12:02
İki gündür manyak manyak rüyalar görüyorum günce. Önceki gece bilim-kurgu türünde bir rüya gördüm. Başka bir gezegende yaşıyordum. Bu gezegenin atmosferi solunum için uygun değil. O yüzden yaşam, oksijen verilen kapalı alanlarda sürüyor. Bir yerden bir yere gitmek için açık havaya çıkmanız gerektiğindeyse, bir gaz bombasıyla havadaki elementlerin tepkimeye girerek ortaya kısa süreliğine solunabilir oksijen çıkmasını sağlayan bir bomba atılıyor. Ama dediğim gibi bu çok kısa sürüyor. Ben rüyamda dışarı çıkıyorum, nedenini hatırlayamıyorum, ama başka bir binaya gitmem gerekiyor. Nefesimizi tutup dışarı çıkıyoruz. Havayla tepkimeye giren o bombayı nefesimiz idare edinceye kadar atmıyoruz. Dışarısı çok hoş, kırmızı turuncu pembe tonları hakim. Gün batışı renklerinin hakim olduğu bir gökyüzü. Ama boğulma hissi korkunç. Nefesimiz idare ettiğince ilerleyip, bombayı atıyoruz. Tam nefes alıyorum, bir anda oksijen yeniden kayboluyor, bu kadar kısa süreceğini tahmin etmemiştim. Derin bir nefes alamadan bombanın etkisi geçiyor, binaya daha çok var. Kendimi zorlaya zorlaya binaya bir şekilde giriyorum, ama en son gözlerim kararmıştı. Başka da bir şey hatırlamıyorum günce. Peki bana şunu açıklar mısınız? Teknoloji başka gezegende yaşayacak boyutlarda da, yeraltı tünelleri yapmayı niye akıl edememişler? Bomba at at, nereye kadar, bence tünel inşaası daha az maliyetli olur. Rüyamdaki diğer gezegen belediyesine tavsiyeler vermem de çok hoş oldu diğ mi. Dün gece gördüğüm rüya rahatsız edici. Kardeşimin yaşlı bir adamla ilişkisi varmış. "Kızım manyak mısın? Küçücüksün sen, çabuk ayrıl bu adamdan." diyorum. O da "Ben de istemiyorum abla, ama ayrılamıyorum, korkuyorum." diyor. Gidiyorum adamla dayılana dayılana konuşuyorum. Kovuyorum herifi. Küçük kardeşini yaşlı pis zamparadan kurtaran abla oluyorum. Benim beynimin yerinde fanta falan var, kesin ya. | ||
|
|
||