08 Kasım 2014, Cumartesi
saat: 01:38


Yazı/İçki/Terk edilmiş uyduruk kahramanlar.

...

O anda, bir hikaye uydurup, anlatmak istemiştim karşısında otururken. Hikaye için belki her şey vardı. Bir kafenin sıradan bir masasındaydık, mevsim sonbahara gelmiş, eller üşümeye hazırdı. İlk cümleyi kursam, geriye hikayenin sonunda ayrılığı mı kavuşmayı mı seçmem gerektiği kalacaktı sadece.

Anlatmaya başladığımda, benim tercihimin benim için uygun olmadığını, uykusunun geldiğini, gözleri ile o yüzden oynadığını söyledi. Benim ısrarım, onun muhalefeti, hikayede ilk sahneye dönmemizle devam etti. Tanışma sahnesi için özel bir yer ve bir sebep olmamalıydı onun için. Bir gün bir şekilde oluyordu nasıl olsa. Bir cinayetin öncesindeki Raskolnikov geldi aklıma. Biz okul sıralarını, kütüphane salonlarını, hastane koridorlarını seçebilirdik.

Acımasız davranıp kahramanlara, ayrılıktan çok önce tanıştırıp, uzun zaman ayrı bıraktık. Bir araya gelmelerini imkansız kıldık. Razı oldu, razı olmak istediğinden değil, en iyi bildiği hikaye bu olduğundan. Ben bir trajedi, bir yüzleşme olmadan bitmesinin bir anlamının olmadığını düşünürken, O son kez bir daha görüşmeleri gerekmediğini, ayrı kalmalarının ikisinin de kaderi olduğunu söyledi. Başa dönmek bir şeyi iyi yönde değiştirmezmiş, bunu anlatırken o, ben eskinin orada kalacağını anlattığımda, bilmem der gibi tebessüm etti.

Güzel dudakları ince bir çizgi halini alırken kafenin ışıklarından kısık gözleri parladı. Bu kadar güzel olmamalıydı diye düşündüm, gözlerinin derinine bakarken.

Bir dram yaşatırken kahramanlara, kaderlerine bir son çizmek, dizi sığlığında bir hikaye kurgulamak oluyordu onun için. Bir araya gelmek, son kez de olsa eskiye dönmek olurdu ve sonunda ne olacağını tahmin etmek zor olduğundan anlamsız olacaktı belki de. Böyle söyledi.

Güzel gözlerinde; boş ver bir hikaye uydurduk, okumak yaşamaktan daha kolay oluyor, böylesi en iyisi der gibi bir hüzün vardı. Gözlerine itimat ettim.

Dram olmadan büyüyemeyen aşk, trajedi olmadan da soylu bir aşka dönüşemiyordu.

Bir hikayeydi bu, en beklenmedik anda bir gün karşılaşmaları, ikisinin de o ilk görüşte yaşadıkları her şeyi hatırlamaları gerekirdi, diye düşünürken, hikayeyi de kahramanları da terk ettik, duru güzelliği ve gözleri kaldı.

Kalktık.

Hangi içkinin isyan olduğunu sordum, kasanın yanındaki şarap şişelerini gördüğümde.

Viski dedi. Viski bohem bir içkidir dedim. O, şarabın romantik ve hafif olduğunu söyledi. Ben de rakının muhabbet içkisi olduğunu. Kanyak düşkündür dedi. Votka fazla eğlenceli, tekila biraz şımarıktır dedim.

Eğlence maskesini takmış dalgın gözlerle baktı bu kez.

Cebimdeki son parayı garsona uzattım, kafeden çıktık.

İkimiz de onca isyana rağmen isyanın içkisini bulamadık. Zaten fazlaca düşünmedik de.

Hırkasına sarınırken üşüdüğünü söyledi. Elleri üşümüştü, benimki sıcakmış ona göre.

...

istanbul
hosting