|
13 Kasım 2014, Perşembe
saat: 16:16
yeni bir şarkı dinlesem keşke o şarkıyı çok sevsem üst üste tekrar tekrar dinlesem. şarkılarda eskiyor mu günce? aynı şarkı eskiden birbirinden farklı zamanlarda bile anlamlı olabiliyordu böyle nasıl anlatsam dalga dalga içine yayılırdı insanın algılarına duygularına işler belki tebessüm ederdim belki burnumun direği sızlardı belki kalpte bir ağrı belki karnımda kelebekler belki bir kasık ağrısı belki çığlık çığlığa. hayatın durağanlığı ve bir zaman dilimine sıkışmış olmanın o muazzam baskısı insanın ne güzel içini boşaltıyor. her şey eskiyor mu günce? anlamaya çalışmak ne kadar saçma aslında bi bok değişeceği yok daha fazla anlamsızlık belki işte emin değilim belki anlayamadığımdan. anlamaya çalışmak ve daha çok anlayamamazlık. murat vardı ankara da ne bileyim o ne dese doğru gelirdi bana iletişim kurduğumuz zaman boyunca onunla çatıştım belki hiç ona haklısın demedim ama sevdiği müziği sevmek istedim sevdiği filmi anlattığı hikayeleri her alanda her yaptığı bir referans gelir doğru olduğuna sorgusuz inanmak isterdim o bunu biliyor muydu bilmiyorum. ben hep olduğum gibi sorundan beslenen ve bir andaval gibi sürekli düşünen, kendince düşünen zamanın akışına bırakmayı beceremeyen ve sanırım çokca ukalalık yapan biri olarak çok kez bana şunu tekrarladığını hatırlıyorum -insanlar birbirlerine neden diye sormuyor aylin bu önemli bir soru iletişim kurabilmek için neyse konu bu mu bilmiyorum ama en çok bahadır a soruyorum sanırım neden diye daha mı çok anlıyorum daha mı az oh o hiç uzun cümleler kurmaz ne düşündüğünü bilmiyorum çoğunlukla ben usanmadan -neden -neden -neden diyip duruyorum ne bok yemeye neden arıyorsam murat ta iletişimde çok da başarılı bir adam değildi halbuki. neyse. kendime davetiye gönderdim hala gelmedi başka bir kullanıcı olasım var neden gelmedi hala e-mail neden neden neden! bişey diyim güncem farklı bir şey var her gün kalbimin üstünde bir ağrıyla uyanıyorum bir müddettir iş yüzünden mi ilişkiler yüzünden aile para sağlık arkadaşlar bilmiyorum ama çok lanet bir durum mayın tarlası gibi gün her an tedirgin kötü bir şey olacakmış gibi huzursuz zehir zıkkım yani anlıyor musun? ciddi bir umutsuzluk hastalığına yakalanmış gibiyim tam da çoğu insanın nedenini anlayamadığı bir zamanda deli gibi ağlayasım var boğazım düğüm düğüm keşke iş yerinde yazıyor olmasaydım :( ne diyordum işte işim var çoğunlukla nefret ettiğim bir yer burası bazen hiç bir şey yapmadan saatleri sayıyorum sadece gelip zaman öldürüyorum köreriyorum hissediyorum arada şahlanan daha verimli insan olma çabam etrafımda ki andavallar ve siktiğimin düzeni yüzünden çabucak sönüyor aslında güzel şeyler olabilir dimi. baktığında makul saatlerde çalışıyorum hatta h.sonu iki tatilim resmi günler tatil bayramda seyranda sorun yok agi mi bile alıyorum ah ne güzel ah ne acıklı! sanki olması gereken şeyler değilmiş gibi ve hatta bazen fabrikanın tamamı kapalı hafta sonu yani boyacı çırak falan hepten izinli diye sanki bir mucize gibi anlatırken buluyor insan kendini geldiğimiz duruma bak amk yaşar kurt tan 9-6 yollarını 8-6,5 a küfür ede ede dinleyeyim bari. e sevgilim var hani beş ay falan oldu bazen beş yıl bezense beş gün gibi gelen bir ilişki bazen her şey ne kadar normal dediğim bazense durup durup bir yerde bir sorun var diye sorular üstüne sorular sürdüğüm bir ilişki. bugün aşkın 500 günü filmini izledim tam da kendimde kızdığım şey beklentiler hep bi ne olacak planı programı işte bazı şeyler oluyor bitiyor tek başına neye ne kadar müdahele edebiliyoruz ki adam aşık tüm inancı onun hayatında olmasına bağlamış ama kadın için öyle değil işte onunla olmayan şey adamın belki onda bulduğunu o bir başkasında buluyor işte o zaman inanıyor insan kendisi yaşamayınca nasıl inansın. ben inanamam. akışına bırakmak ve görmek hepsi bu belkide ama öyle değiliz. neyse o benim tam tersim (bazen bunu bu kadar çok tekrarladığım için mi buna inanıyorum diye soruyorum kendime çok sık tekrarlayınca o bazen marstan daha dün dünyamıza gelmiş bir uzaylı gibi geliyor gözüme ) işte ben hareketli şeyleri seviyorum tatilin bile her gün yatılı olanı beni yoruyor rutin şeyler beni daraltıyor agresif tatminsiz ve mutsuz yapıyor o ise standart bir adam stabil öyle sakinki bazen peşimize kötü adamlar takılsa iki adım bile atamadan yakalanırız koşma yetimiz ble yok gibi geliyor bazen. tamam abartıyorum ama öyle sakin gerçekten hatta bak anlatayım bir gün biz o zaman sevgili değiliz sıklıkla aynı kafede oturuyoruz mekan sahibi tanıdık etraftakiler tanıdıklar arkadaşlar falan o ağrıyan bacaklarımı uzatmamı söylemişti biraz da baskı yapmıştı ağrım geçsin diye o zamanlar işte bir şey var aramıza ama tam anlayamadığımız belki üstünde düşünmek istemediğimiz belki de olacağına inanmadığımız bir şey var yoksa kimseye kolay dokunamaz o öyledir işte ihtiyaç adamıdır kendimi daha iyi hissetmem için hep bir şey yapar.canım. hah işte birden ortalık karıştı bahçe kapısından insanlar geliyor insan dediysem 1,80 boylarında zeballah gibi çocuklar ben birinin eline yapışıp elindeki bira şişesini atması için dil döktüğümü bir kişinin elinde ki taşı almak için mücadele verdiğimi hatırlıyorum ikisinde de başarılı oldum baya taktir toplayan bir hareketti benimki ertesi sabah mekana davet edilip kahvaltı sofrasında ne kadar cesur olduğumdan bahsedildiği öğrendim falan gerçi sonrasında ağlama krizine girmeseydim kuru sıkı ile gerçek silahın arasında ki sesi ayırt edemem heralde dimi neyse ortalık iyice karıştı birinin ölüceğini düşündüm resmen ki ben soğuk kanlı bir insanımdır durmuş kavgaya bakar ve bir yandan bağırınırken o tuttu kolumdan beni aldı uzağa götürdü korkmuş ama öyle sakinki ece ece orda diye bağırınca ben mekana gidip ece yi öyle bir sakinlikle çağırışı ece hala anlatır gülerek ben şoka girene kadarki zaman neredeydi nasıl o kadar sakindi hala anlayabilmiş değilim ama hiç bi zaman bir mahir olamaz omg!! :) yani öyle bambaşka insanlarız geveze olduğumu söyleyen insanlar bulabilirsiniz o saatlerini bir iki cümle kurarak geçirebilir dans etmez mesela ben sabaha kadar dans edebilir telefonla konuşmayı sevmez konuşmayı da sevmiyor ki yazmayı sevmez çok gürültülü ortamları sevmez kalabalığı çok insanı sevmez parayı sevmez lüks sevmez beni ben severim o sevmez ben severim ama o beni sever. çok yakın tarihte farklılıklarımızın birbirimizi beslemediğini söyledi ben çok ağladım ayrılmadık ama kalbimin damarlarından biri koptu. bitseydi ki biterse kimse hatalı değil çünkü o öyle ben böyleyim. insanlar hiç olgun değil.! bazen ahmet telli nin şiiri gibiyim 'sizi sevmiyorum ey kavmim yakın beni sesim sorulara dönemeden ...ve söz giyotindi sözün belleğinde. fazla hassas mı yoksa fazla hoyrat bi kadın mıyım insanın duygularını ayrıştıramaması çok lanet bir şey bazen kendimi fazlasıyla oyuncu buluyorum sahteymiş gibi. her güzel şeyin içi boşaltıldı belki de belki ben insanlara olan inancımı ve umudumu yitirdim ondan belki kendimi asma isteğim. kendi ellerimle sırtıma vurup hadi ama bak onca insanın hayatından daha iyi durumdasın iki yüzlülüğünü yapabilseydim keşke. niye ki hafta sonu şileye kaçabilirim mutlu bile olabilirim oysa. merhaba demişmiydim günce.keşke daha çok gelebilsem sana. | ||
|
|
||