|
18 Kasım 2014, Salı
saat: 05:57
Hayatımın kısır döngülerinden en popüleri yaşamaya hazır olmadığım bir armağanın zamansız verilişi ve atlatılması gereken felakete dönüşme süreci. Evet zamansız armağanın belki benim hayallerimden bile güzeldi, ta kendisi kurtuluşum ve en büyük isteğim, anlamsız varlığımın katlanılabilinir kılınması için bana verilen hediyeler. Size hazır olmadığım için sizi bıraktım geçmişte ve geçmişle, geçmişteki benle hiç varolmamış gibi yok oldunuz. Sizi ben yok ettim. En çok istediğim şeyleri gene ben öldürdüm. Gelecek için istediğim şeylerin an içinde konuşulmaması gerektiğinin kanıtı olarak artık hiçbir şey istememeye karar vermemi sağladınız. Sizi öldürdüğüm için kendime de tahammül edemiyorum. Kaçık kırık olan iç dengem tamamen bozulmuş durumda. Kendimden nefret ediyorum ve kendimden de kaçamıyorum kendimi affedemiyorum. Her zaman olmak istediğim kadın olabilirdim ve ben bunu itip bu halimde acınası halde kalmayı seçerek kendimi hapishaneme bırakmış oldum bir kez daha. Bana verilecek bu hayattan alacağım hiçbir şey telafi edemez bu yaptığımı. Bu konuda asla iyi hissedemeyeceğim. Ama tabi daha kötüsü olup bunu aratabilir. Şu anki halime şükredecek şeyler yaşayacağıma olan inancım tam. Beni işte hiç de devam etmek istettirmeyen de tam olarak bu işte. Daha fazlasını görmek istemiyorum. bu gune kadar yaşadığım hiçbir şeyin nedeni yoktu. Benim devam edebilmek için yaşadıklarımdan sonra bir adalet sistemine ihtiyacım vardı bu yuzden nedenler verdim hepsine, aklıma yatsınlar, atlatılsınlar ve devam edilsin diye. Ama artık bu akışın bir parçası olmak istemiyorum bilinçli bir şekilde. Kendimi daha fazla kandırmayacagım. Neden aramayacagım zaten hiçbir şeyin nedeni yok. Herşeyin nedeni olup bittikten sonra çıkar ortaya. Kazananın kaybedene özrü, kaybedenin yola devam tesellisi olarak. Ne kazanılan bir şey vardır halbuki ne de kaybedilen. Yalnızca vakit geçiriyoruz. Her müdahalemizde akış bize dur der. Müdahale hakkımız yoktur yani aslında. Suçlayacak kendimde başka kimse yok biliyorum. Kendimi bundan sonra nasıl bir daha severim işte onu hiç bilmiyorum. Bir daha iyi hissedebilir miyim kendime tahammül edemezken, sanmıyorum. Ama kötü hissettiğimde nasıl yaşarım onu biliyorum sanırım. Ucundan biraz biraz. Kendimi yavaşça bırakıcam. Mücadele bitti. Ben kendimi bırakınca bedenim de kendine bakmayı bırakıcak. Ve yeter artık bitsin diye cenin pozisyonunda iki büklüm kendimi yerde bulduğum anlar bir son bulacak en azından bu bilincimde. Kendi hapisanemden başka bir kaçış bulamadım. Umarım bulabilmek için kendimden daha fazla nefret etmeme gerek kalmaz. Yazıların sonuna geldiğimde hep bir şey eksik kalmış tam olarak yaşadığım şeyi anlatamadığım hissine kapılırım hep. Ne yazsam geçmeyecek o his biliyorum. Canı acıdığı için deliren bir insanın acısını kimse görmez, diğerleri onun sadece deliliğini görür. Ama acı görülmeden varlığı kabul edilmeden yok olmaz. Bu yüzden bazı deliler hep deli kalır işte... | ||
|
|
||