|
18 Kasım 2014, Salı
saat: 16:15
Ben bu günceyi dün yazıp yayınlamamışım. Ne kadar Leyla olduğumdan bahsetmiş miydim size hiç? Kıhkıh. :D Ankara teftişi bağıra bağıra gitti günce. Tek bir Ankara şubesine bile ben gidemedim ya, of nasıl sinir oluyorum. Bütün haftasonu yattım çok güzeldi. Aslında dün alışverişe gitsem iyi olcaktı, ama kendimi yormadım iyi oldu ya. Alışveriş listesi yaptım, onları tek tek alıcam. Bu haftaiçi bir iş çıkışı giderim. Bu arada geçen hafta "Sevgili Doktor"u sahneledik, iki akşam üst üste. Bütün haftasonu evde pijamalarımla yuvarlanışımım sebebi buydu zaten. İlk akşam oyun sonrası izlemeye gelen arkadaşlarımla kutlama yaptık. Fazla içmedim ama yine de sabah işe giderken çok zorlandım. İkinci gün de ekiple kutlamaya çıktık. Bu arada bugünlerde iş yerimde de çok yoğundum. Deliler gibi yoruldum günce. Tam olarak ihtiyacım olan şeydi pijamalarımla evde miskinlik yapmak. Oyun hakkında da birkaç şey söyleyeyim. İğrenç bir karakteri canlandırdım. Hakikaten uyuzluk abidesi bir kadın. Zengin bir evin hanımı. Çocuklarına ders vermesi için tuttuğu bir kızcağızın maaşını saçma saçma sebeplerle kırpıp kırpıp kuşa çeviriyor, kız hiçbir şeye sesini çıkarmadıkça bu daha da deliriyor. "Aklıma sağlık" tadında kıza ders vermeye çalışıyor filan. Böyle korkunç bir karakterdi, ama öyle güzel geri dönüşler aldım ki! "O kız çok yetenekliydi, zengin kadını oynayan baya iyiydi, mürebbiye sahnesindeki kadın çok iyiydi..." filan. Çok mutlu oldum anlatamam. Oyunu sahne arkasından dinlemek, seyircinin tepkisine ilk kez şahit olmak çok keyifliydi. Onlar güldükçe arkada biz "gülüyolaarr" diye sevindik. Oyun sonrası kulisten çıkınca, tanımadığım bir sürü insan beni tebrik ediyordu. Ünlü gibiydim günce. Harika bir hismiş. :) | ||
|
|
||