|
21 Kasım 2014, Cuma
saat: 00:53
Icinde muzik olan buyulerin, buyulerin en kadimleri olmasi cok dogal. Siradan buyuleri olusturan sozler, resimler -- ve de toprak, bitki, kumas gibi malzemelerin hedefi olan meseleler hep daha ivedi, hep daha yakin. Varligini bildigimiz, yokluklari halinde dunyanin bu seklini koruyamayacagini dusundugumuz ama yine de hicbir zaman elimize alabilecegimiz kadar yaklasamayacagimizi hissettigimiz seyleri somutlastirmak icin temsili ogeleri kullaniyoruz. Derin bir huznun agirligi icin bir demir parcasi mesela. Resimler biraz daha insanin iciyle ilgili. Ruya gorebildigimizin farkinda oldugumuz icin belki de. Hayallerimizin ilk temas ettikleri nokta aklimizin en ucu, gozumuzun onu oldugu icin. Sozler ise buyunun agir iscileri. Gercekligini hissettigimiz degil, gercekmis gibi hayal ettigimiz degil ama gercegin ne oldugunu tarif ettigimiz araclar kelimeler. Kelimeleri soylemek, gercekligimizi g e r c e k l i k ile bulusturmak demek. Bir tur itiraf. Ve ilk kelimelerden sonra bir deprem olmazsa, sizma, yogurma ve "hayir, ben geldigimde zaten boyleydi" demenin yolu. Yuksek sesle soylenen ve soylenenleri duyacak kulaklarin da oldugu buyuler bu yuzden en etkilileri. Muzik ise bunlarin hicbiri. Muzik bizimle ilgili degil. Muzigi buyuye dahil etmek demek, buyuyu o delici tek yonlulugunden cikarmak demek. Akan seylerin bizden iceri mi yoksa bizden disari mi oldugunu kontrol edememek demek. Kontrol etmemek demek. Bizim buyulediklerimiz kadar buyulerin de bizi buyulemesine acik olmak demek. Bu nedenle en buyuk buyuculerin en buyuk buyuleri hep muzikle olur. Bir de dans. | ||
|
|
||