03 Aralık 2014, Çarşamba
saat: 19:38


N'aaber güncem... isisteyim içiyorum. Keyfine içiyorum ama bu sefer. Yahu arkadaş bir gün bu kadar mı kaotik olur.

Hesapta ben bugün tütünü bıraktıydım dimi? Hesapta pambık gibi bir insan olduydum hani. Sabah kalktığımda:

- Lan acaba hello kitty dükkanına mı gitsem

şeklinde beyanatlarda bulunup simit falan yiyordum. Sonra geldi akşam, geldi içinden yaratık çıkan ben. Hayır normal şartlar altında yazılım dediğin işte bi tek bilgisayarla sorunun olması lazım. Alet de naapsın sen mallık ettiğin için ağlıyo orada. Yani trip attığı için veya seni sevmediği için başım ağrıyo triplerine girmiyor alet. Mesela niye ağlar bir makina hemen bakalım.

Mutlu mutlu bir bilet otomasyonu yapmışsınızdır tamam mı. Orada masum masum duran bir bilet fiyatı durmaktadır. Şimdi makul ve mantıklı insanlar olarak oraya 5,10 ve kimi zaman 600 (oha!) gibi değerler girileceğini düşünüp ona göre yer mer açarsınız. Ancak takribi 50 yaşlarındaki veri girişçi teyzemin oraya fütursuzca "altıyüz" yazacağını düşünemezsiniz.

Hayır niye düşünelim? Lakin teyze düşünmekle kalmayıp yazıyor, yazmakla da kalmıyor orada acı acı bağıran kırmızı alt çizgiye bakarak gönder'e de tıklıyor. Sonra... sonra zart telefon:
- Sistem bozuk f4stjack bey.
- Allah allah... nooldu ki...

Hayır şimdi şurada şöyle bir detay da vermek lazım. Bu bahsigeçen teyzem için google, eğer chrome'u güncellerse de "Bozuk" olabiliyor. Niye ki diye sorduğunuzda
- Ya bişeyler değişmişti. Ben de bozuldu sandım. niye güncelletiyorsunuz ki?

Tabii, ben emir buyuracam google hazretlerine, X hanımın bilgisayarındaki chrome hariç herkesi güncellesin. O da kabul edecek.

Neyse inersiniz aşağı elde bir bardak kaave ile, sonra bakarsınız orada nal gibi duran ALTIYÜZ yazısını ve yazılımın çektiği işkenceyi görürsünüz. Rakamla yazılacağını lisan-ı münasiple anlatarak, çünkü diğer türlüsü elektrikli testereyi içereceğinden tck mck herşey komple kapak olacağından ötürü bu yolu tercih edersiniz, kaydın olmasını sağlarsınız.

Sonra niye ben atarlanıyorum...

saat: 19:51

Şimdi bir de iki dakika ciddi olmaya çalışacağım. Zor gerçi ama denemek bedava.

El alemin memleketinde yazılım dediğin şey bir ihtiyaca yönelik şekillenir tamam mı. Yani adam bakar:
- Lan arkadaş neyin nereden nereye gittiği belli olmuyo be.

diyerek en başta excel'e gömer herşeyi. Sonra excel hazretleri artık işlev görmemeye başlayınca, mesala:

- Mösyö Johnson on senelik dildo satışlarını masamda istiyorum!

gibi bir istek saatler almaya başlayınca yani, bu işin daha hızlı yapıldığını duyduğu yazılım işine para yatırmaya karar verir.

Yazılımcı gelir, iş akışlarını inceler. Kim nereye nasıl veri giriyor bakar, inceler notlarını alır ve prototipini oluşturup:

- Baylars, bir bakın bakalım!

diyerek arkadaşı beta testine sokar. Sonra gelen isteklerle beraber biraz daha optimize ederek sistemin kendisini oluşturur.

Bu ideali. Yani bak ihtiyaçlar belli, ne yapıldığı belli, herşey pasparlak ortada.

Gelelim bize.

Bizde en başta "yeaa abi böyle bişey yapalım" diye yazılımcıya gelinir, yazılımcı durumu sorar:

- Ya siktiret bişey yok oralarda bize stok kontrol lazım sadece

denilir. Yazılımcı insan gibi prototipi koyar, bakın der. onbeşbinyüzyıl sonra bakıldıktan sonra:

- E iyi de bunda hödörö programına veri akmıyo. Biz muhasebemizi onunla tutuyoruz

denilir.

Yazılımcı, "ney programı ney programı" deyip küplerden indikten sonra o entegrasyonu da yapar. Sonra:

- E iyi de bunda kadeve yok. Biz dildolarımıza kadeve koyuyoz

denilir. Yazılımcı bir fesupanallah çektikten sonra...

Sonra bitmez o proje, projeyi yaptıran excellerine geri döner. Sonra şirket batar, yazılımcı parasını da alamaz. Öyle mal gibi kalır.

Hadi dağılın.

istanbul
hosting