05 Aralık 2014, Cuma
saat: 04:36


Uyku savaşları inatla devam etmekte. Yatmam ile sensiz uyanmalarımın içinde zarar gören bedenimin vereceği tepkileri kestiremez oldum. Tam uykuya dalacakken gözlerimin önünde berilmen ve tek hareketle yataktan fırlamalarım. Uyuyabilmemin tek çaresi, bedenimin sensizliğe ve yorgunluğa yenik düşmesi. Sensizliğe öyle alıştım ki arada yine sen girince hayatıma, hemen gittiğin kapının yanında zamanı harcar olduk. Kırk günü geçti sanırım hayatımın etrafında dolaşmaya başladığından beri. Daha sensiz nice kırk günler de geçecek.

İki gün önce yine birini almaya başladın hayatına. Tek nefeste kayboldun hayatımdan. Ve iki gün sonra yine yalnız kaldığında telefonun ucundaki ses ben olacağım. Maç başlamadan önce çalınan zaman geçirten şarkılar gibiyim. Veya esas artist sahneye çıkmadan önce, o kalabalığı susturmaya çalışan yerel komedyenden hallice konumdayım.

Sana kızmıyorum. Kızamam zaten ama yine de sana kızmıyorum. Ben de çok kadına bunları yaptım ve bu sensizlik sancılarını çekerken, o günlerin varlığını bildiğimden, isyan dahi etmiyorum. Senin hayali kokunla yaşıyorum sensizliği. En güzeli de bu oluyor aslına bakarsan. Sensizliğin dördüncü gününden sonra, alışıyorum iyice ve sensizlikle yaşamayı öğreniyorum.

Küçükken çok yaramazdım. Çok aşırı hareketler içinde savrulurdum sokakların arasında. Yorgun günün ardından bazı sabahlar boynumun tutulduğunu anımsarım. İlk gün çok zor geçerdi, o acı ve kafamı çevirememin etkisi. İkinci ve üçüncü gün ise, öyle alışırdım ki o acıya, ancak geçince hatırlardım acıdığını. Sensizlik de böyle işte. Ertesi gün hapı olsa da direk dördüncü güne atsa beni. O zaman hayatıma daha çok girip çıkmana izin verebilirim.



istanbul
hosting