07 Aralık 2014, Pazar
saat: 03:59


Güneş batmak için harekete geçtiği zaman, benim de ısınma hareketlerim bitmiş oluyor. Her akşam olduğu gibi yine peşinden koşturup duracağım. Her gün bir dakika daha geç başlıyorum karanlığa. Karanlığa yakalandığım yerde ise yığılıp kalıyorum. Güneş ilk göz kırpmasını yapana kadar da gömülüyorum karanlığın içinde. Hayalinle avunuyorum. O zaman da -lanet olsun ki- güneş bir daha doğmasın istiyorum. Doğmasın ki her geçen gün yüzünün hatlarını biraz daha unutmayım. O kıvırcık saçların, öpemediğim, öpmeye yeltenmeye bile korktuğum dudakların, içine girince ruhuna eriştiğim gözlerin, etrafımı saran kokun... Evet, kokunun da resmini çizmiştim geçen akşam. Öyle kusursuz çizmiştim ki kağıda döksem, gören insanların seni aramaya çıkacağını düşündüm. gerçek anlamda ilk paha biçilemeyen eser olacaktın.

Isınma hareketlerine başlamadan önce, günlük işleyişimi tamamen bırakıyorum. Hele senin arama ihtimalin olan o telefonu, direk kapatıp bir köşeye fırlatıyorum. Karanlıktan ölesiye korkuyorum. Tamam, biraz yalan söylemiş olabilirim. Sensizlikten ölesiye korkuyorum ve bunu bile iki seferde ancak kendime itiraf edebiliyorum. Sensizlik karanlığa eş değer zaten. Sen aklıma gelme diye koşturuyorum işte o batmaya yüz tutmuş güneşin peşinden. Önümüzdeki sene Avrasya maratonunda derece de yapacağım. Üstümdeki tişört adını yansıtacak ekranlardan. Bana aldırdığın ve asla sana ulaşamayacak olan o "buff" ların ikisini birden iliştireceğim üstüme. Ve sen beni görünce, anımsayamayacaksın bile. Gitmen de canımı yakıyor. Ama esas, bu kadar önemsiz kalmam, sıradan bir adam olmam, beni öldürecek olan düşünce. Gitmen için elimden gelen her şeyi de yapmaktan çekinmiyorum. Gidişini izlerken, gülümsüyorum. Sen bana "siktir git hayatımdan!" derken, senin benden gidişini izliyorum gülümseyerek.

Kaç aydır koşuyorum bak güneşin peşinden. Sigarayı da bıraktım. Seni bırakamıyorum işte. Yıllardır hep derdim zaten, "bana bu mereti ancak bir kadın bıraktırabilir" diye. Bunu söylerken, bu açıdan bakarak söylememiştim. Bilseydim o günlerde daha detaylı cümleler kurardım. İçten söylediklerim bir şekilde hep gerçekleştiği için, bu söylemin de gerçekleşmesini garipsemiyorum. Benimle sürekli atışıp kavga etmemizi mi yoksa başka adamlar ile mutlu olduğunu mu, düşüneyim. Kararsız kalsam bile, mutsuzluktan ölsek de yanımda olmanı isterim her seferinde. Çayıma da limon koydum az önce. Verdiğin, daha doğrusu tavsiye ettiğin kitaba devam edemiyorum. Onlarca kitap geçti üstünden ama o kitabın kapağını dahi açamıyorum. En son kapatırken, sana kitap hakkında neler düşündüğümü anlatmak için heyecanlanmıştım. O adamı yetmiş ikinci sayfanın sondan ikinci cümlesinde bıraktım. Her tarafı seninle dolu o adam, hala orada sana neler söyleyeceğini, söylediklerine kesinlikle onay vereceğini düşlüyor. O adam aynı rüyalarla uyandığınızı biliyor çünkü. Uyanmanı bekliyor heyecanla. Kitaba da devam edemiyor. O kadar çok güzel cümleler var ki devam ederse, arada unutabileceği bir kaç tane olabilir. Çaresizce o adamın yerine geçmek istiyorum. O adam bile, şimdiki bu adamdan çok daha fazla mutlu. En azından belki diyor hala, sana dair. Belki, biraz daha bana gülümser...



istanbul
hosting