|
10 Aralık 2014, Çarşamba
saat: 07:56
yıllarca “askari ücret” dedim durdum. doğrusunun “asgari ücret” olduğunu iş başvurularında bulunduğumda öğrendim. asgari düzeyde bir hata benim yaptığım. kabul edilebilir. ikamesi kolaydır. diyelim ki, iş başvurusunda bulunuyorsunuz bir şirkete. adamlar sizi arıyor. davet ediyorlar. siz, en güzel gömleğinizi üzerinize kuşanıp yola koyuluyorsunuz. varsa temiz bir ayakkabınız işe alınmanızın ihtimali artıyor. bu bir düzenler silsilesidir. bunun farkına sonralarda varıyorsunuz. size bir saat veriyorlar. insan kaynaklarından funda hanım mor renk rimel süründüğü gözleriyle karşınıza kuruluyor. kombini tamamlamak adına koluna da aynı renk bir bileklik ya da onun gibi bir zımbırtı takıştırıyor. size diyorlar ki, “satış yaptınız mı?” kendinize çeki düzen verip “hayır yapmadım!” diyorsunuz. arkası kesilmiyor soruların. şirketin misyon ve vizyonlarından bahsediyorlar uzun uzadıya. inançlarınızı, değerlerinizi ve buna benzer, sizi insan yapan diğer birsürü şey gibi, mor renk rimelli gözleriyle yarım saatten biraz daha fazla bir süreye sığdırıyorlar. “lan funda hanım, ben yarım saatten daha fazlasıyım” diyemiyorsunuz. çünkü mecbursunuz. çünkü amına koduğumun şartları sizin aleyhinizde işliyor. ağzınızda biriken lafları genzinizdeki balgamla mikserleyip yemek borusundan mideye itiriveriyorsunuz. yettiği kadarıyla “size en yakın zamanda haber vereceğiz” deyip, size kapıyı işaret ediyorlar. gömleğin düğmesinden birini daha gevşetip; geldiğiniz yoldan eve doğru dökülüyorsunuz. kederin allah’ını öğütüyoruz o evin yolunda. gömleğimizin yakası daha fazla kirlenmesin diye de ensemiz önümüzde yürüyoruz eve kadar. www.youtube.com/watch?v=6Okh5WOp6Kg | ||
|
|
||