14 Aralık 2014, Pazar
saat: 10:59


zaruri ihtiyaçlardan sayılmayan, ama öyle olan ihtiyaçlar var ya, hah işte ben onların ta amına koyayım. misal yemek, içmek, giyinmek, barınmak bunlar zaruri ihtiyaçlar. ama gel gör traş olmak, tırnak kesmek, saçlara jöle vurmak, kız geçerken dik durmaya çalışmak filan, bunlar da zaruri ihtiyaçlar esasında. bunlar lanet şeyler, yakılası yıkılası şeyler. özellikle de traş olmak. kadın veyahut erkek, her iki cinste ömürlerinin büyük bir kısmını o salonlarda geçiriyor.ve işin garip olan kısmı şu; ben daha berbere, kuaföre gidipte memnun olan görmedim. vallahi billahi görmedim. erkek diyor "saçımı tavuk götüne çevirdi" kadın diyor "kahküllerimi az al dedim subay traşı yaptı" saçlarım da çok iyi olmuş diyeni görmedim ben daha. peki siz berberler, ne yapıyorsunuz oğlum siz? neden bizim istediklerimizi yapmıyorsunuz. sizin az anlayışınızın amına koyayım ben affedersin de. aklı baliğ olduğumdan beri yemin ediyorum korkar oldum berbere gitmeye, korkar oldum kısaltalım saçları demeye. bunun iki açıklaması olabilir. bir; berberlerin hepsinde tanrı kompleksi var. kendilerini tanrı sanıyorlar, yoktan birini var edemedikleri için, olanını kendi istekleri doğrultusunda tekrar yaratmaya çalışıyorlar. the sims oynarmış gibi, tanrıcılık oyunu bir nevi. iki; bu da yalnız ve güzel ülkemde meydana gelen her kötü olayın baş sorumlusu dış mihrakların olayı. insanlar güzel olmak için, ortamların lülesini emmek için berbere gidiyor. gidiyor ki güzelleşsin, saçı başı bakımlı olsun. biliyor kendisine neyin yakıştığını, istiyor ki ondan olsun, öyle olsun. sen diyorsun ki o berber rıfat amca, o berber ahmet abi. işte onlar hep amerika'nın ajanları. kendilerine gelen her müşteriyi sikim gibi kesip biçiyorlar, sen sesini çıkartamıyorsun. inadına traş bittikten sonra parfümüydü kolonyasıydı boca ediyor, bitse de gitsek diyorsun. parayı verip hızlıca çıkıp olay mahallinden uzaklaştığında hemen saçlarını bozuyorsun. neden? çünkü insanların seni o süper sikimtrak saç modeliyle görmesini istemiyorsun. peki buna sebep olan ne? işte o dış mihraklar insanlarımızın en naif, en hassas olduğu noktalardan biri, saçı olduğunu biliyor. ve ülkemize soktuğu bu berber/kuaför sandığımız ajanlar, insanların istediği gibi değil de, kendi çıkarları amaçları doğrultusunda traş ediyorlar. ki insanların özgüveni kalmasın, ki kendi saç baş dertlerine düşmüşken her söyleneli kayıtsız şartsız yerine getirebilsinler diye. amerika senin ananı avradını sikeyim be, ne pis memleketmişsin sen.

www.youtube.com/watch?v=oh2LWWORoiM

saat: 12:33

günce kahvaltımı ettimde dünün kritigini yapmadık senle o geldi aklıma.

dün varya üzerime km sayacı taksan heralde 10bin yapmısımdır ya. yeşilköy-bakırköy-mecidiyeköy-ortaköy-kadıköy ne kadar köy varsa gittim ya. hemde iş için degil bildigin gezmek için.

yalnız kadıköyde kaybolmak entresan bi deneyim oldu benim için. bi fenerbahcelinin kadıköyde kaybolmasıda büyük bir utanç:/
bildigni sandıgın yerlerde adres aramak kadar boktan bi durum yok. anaa orası burası degilmiydi ya diyosun kendine ya. işte o an sıctıgın an sevgili günce. bide aksam karanlıgında aramak ekstra ızdırap.

neyseki hava cok güzeldi dün. bu sacmalıgıma ragmen epey eglendim. tatil günündede gezmekten yordum kendimi. ayaklarımın dili olsa ana avrat söverler. sövmekle kalmayıp belime ıslak odunları verirler.

bugün evden cıkmamayı düşünüyorum ama olaylar nasıl gelişir bilmiyorum tabi.

ayrıca bugün aylar sonra cemşit kardeşimle konustuk telefonda. cok özlemişim hergeleyi. yani bigün cemşit arayacak ve sen kosa kosa o telefonu acacaksın deseler gülerdim ama insan onu bile özlüyormuş :p

canım o benim ya..



saat: 13:01












bugün biraz müzik dinleyelim ya:)

istanbul
hosting