14 Aralık 2014, Pazar
saat: 12:22


Işıklar yok oluyor. Sen yıllardır aynı evde olmanın verdiği bilgelikle, ustaca odadan odaya geçerken, önünde olası engelleri aşıyorsun. Çarpmıyorsun salonun ortasında duran sehpaya. Kapının açık olup olmadığını hissedip, ona göre hamleni yapıyorsun. Duvarlara sürtünmüyorsun dahi. İstediğin noktaya süzülürken zerre kadar tereddüt etmiyorsun.

Işıklar yok oluyor. Bilmediğim bir evdeyim. Sadece senin kokun var görebildiğim. Mutfağın balkona yakın kısmında pencereye bitişik olan masanın sol tarafındaki sandalyenin üstünde gelmeni beklerken kararıyor ortalık. Nerede olduğunu bilmiyorum, sana nasıl yaklaşabileceğimi kestiremiyorum. Ayağa kalkıp el yordamı ile ilerlerken, sol ayak serçe parmağımı bir köşeye vurabilme ihtimalimi düşünüyorum. Korkuyorum kalkmaya, adım atmaya. Yığılıp kalıyorum olduğum yere. Işıkların gelmesini bekliyorum çaresizce, bilmediğim topraklarda. Bütün bedenim yara izleri ile dolu, artık dayanamıyorum. Bir çiziğe dahi tahammülüm kalmıyor. Sadece bekliyorum, ışığım olmanı. Korkmamam lazım aslında sana yaklaşırken. Hep aynı hataları yapmanın verdiği acılı, hüzünlü anımsamalardan ötürü bu sefer bekliyorum işte. Bana o evi öğretmeni, o evin parçası olana kadar karanlığa yakalandığım yerde çöküp,umutla aydınlanmayı bekliyorum. Sen varsan, aydınlanabileceğimi hissediyorum. Tutunuyorum senin ışığına. Özgürce dolaşacağımız günleri düşlüyorum. Sol ayağımın serçe parmağımın ne kadar acıyabileceğini aklıma dahi getirmiyorum.


istanbul
hosting