|
15 Aralık 2014, Pazartesi
saat: 23:10
Toplumsal alışkanlıkları o kadar normalmiş gibi algılar olduk ki tek derdimizin "a" noktasından "b" noktasına en güzel şekilde ulaşmak olarak gördük. Hayatı zerre kadar sorgulamadan zincirdeki yerimizi alacağımız günün hayalleri ile büyütüldük. Ufacık sorunları çıkmaz yollara bağlayıp, tüm mutsuzluklarımızın sebebi olarak suçladık. Suçlamak zorunda hissettik belki. Her zaman gerçekleri saklayacak bahanelerimiz, namlunun ucunda bekleyen kurşun gibi hazır oldu. Düşünmeden defalarca çektik o tetiği kendimizi inkar ederek. Ertesi gün yetişmesi gereken dosyaların içinde boğulurken, hayatın nasıl da bizimle dalga geçtiğini fark edemedik. Zaman kavramanın aslında olmadığını, şimdiki zamandan sonra geçmişi ve geleceği de ekleyerek süsledik. Geçmişimize küfür edip, geleceğimizi düşünüp, o günlere hazırlanırken, havanın ne kadar güzel olduğunu bilemedik. Bazı insanları rahatsız edecek olsa dahi çoğu zaman tanrının sadece varlığına inanan bir adam oldum. Bazı geceler, neden insanlar ile oynadığını düşünürüm. Empati yapmaya çalışırım. Yalnızdır belki, kimsesi olmadığı için olmayan zaman kavramı içinde, zamanı geçirmeye çalışıyordur. Ya da on yaşında ufak bir afacandır. Annesi babası ölünce bizlerle uğraşma kararı almıştır, kendince. Şu insanların zavallı hallerine bakınca, sanırım ben de çok eğlenirdim izlerken. Oradan oraya koşturmanın, birbirlerini parçalamalarını, bir kağıt parçası için namuslarına kadar takas etmelerini. Oyunlarının bitmesi yakın da pişmanlıklarını ortaya çıkarmaları. Kendimizi önemli gibi görüp, pisliğin içinde çırpınmaya çalışan yaratıklar olduğumuzu fark edemiyoruz. Çok değil, iki üç saat içinde tekrar o pislikten haykırmaya başlayacağım ben de. Aşık olduğumu sandığım, sadece saplantı halini alan o kadını düşleyeceğim. Okumayı düşündüğüm kitaplara zaman bulamayacağıma sinirleneceğim. Etrafımdaki insanları sözlerimle kıracağım. Yarın yapmam gereken işleri, görüşmeleri yetiştirebilecek miyim diye sorgulayıp, ödemelerdeki sorundan dert yanacağım... Sonuç olarak, bir süre o pisliğin içinde yüzüp, etraf karardığında tekrar bu düşüncelerin içinde arındırmaya çalışacağım pisliklerimi. Her zamanki gibi de ya eksik kalacağım ya da yarısında sıkılıp, gireceğim yine o pislik havuzuna. | ||
|
|
||