|
20 Aralık 2014, Cumartesi
saat: 07:06
When you lose someone, there's no turning back and I hate this. I hate this reality of life. Everyone on earth is unique, every single person. When you get to know someone, love that someone and then lose her, you have no chance to find the same. ...and that makes me sad, because I can't have my loved ones back. All of them are gone even though they are still alive and living in the same country as me. Living by knowing that is so hard, sometimes I think about all this bullshit and want to fuck how real life is. Bu şehrin her tarafı anılarla dolu, her metroya binişimde, her vapur yolculuğunda, gittiğim çoğu semtte aklımı bir anda vuran telefon konuşmaları, sarılmalar, beraber uyuduğumuz geceler ve başka şeyler üst üste, üstüme üstüme geliyor. Yine de gidemiyorum, gitmek için sürülerce şansım vardı, hala da var ve gitmiyorum. Çünkü bazen insanlar mükemmeli kaybettiği için olabilecek en iyi ile yetinmeyi seçiyor. Beklentiler azalıyor, insanlar yoruluyor, seçenekler azaldığı için değil, uğraşmaya yetecek irade kalmadığı için kolay ve mutsuz yolu tercih ediyorlar. Asıl istediğini bir kere kaybettikten sonra her şey anlamsız, herkes kaybedilebilir, gözden çıkarılabilir. O dakikadan sonra kendini bağladığın herkes, "bile bile mutsuzluk" ve sürekli bir arayış içinde olmak anlamına geliyor, hayat ufak heyecanlara büyük anlamlar yüklemekle geçiyor. Mutsuzluğu bir şekilde mutluymuş gibi kabul edip kendini içten içe öldürmek çok kolay, bunu yapmak istemiyorum, "olabilecek en iyi" ile yetinmeyi reddediyorum. Because everything's gonna be alright and I'm still at the beginning. | ||
|
|
||