24 Aralık 2014, Çarşamba
saat: 11:40


büyümek derlerdi adına
acılarını mutluluklarına katık yapıp yemeği.
daha az konuşmayı
daha fazla dinlemeyi,
konuşulanlar gereksiz yada yalan olsa bile.

büyümek,
insanların "aman kimse duymasın, bilmesin" diye sakladıklarını davranışlarından çözmekmiş.
farkında olmanın starlaştığı dönemmiş.

büyümek,
çocukların ne kadar saf olduğunu daha iyi bilmekmiş,
çocukluğunu özlemekmiş.

büyümek
artık aptal gibi davranmamak için temkinli davranmak demekmiş.

her yaşın bir güzelliği var derler.
OÖ ve OS diyorum ben buna. Otuzundan önce, otuzundan sonra. en azından benim için öyle.
karmaşa, eğitim, temeli olmayan arkadaşlıklar, dost sandıkların, dost olarak kalacak olanlar, tecrübelerin tam bir patika.
Otuz sonrası, orman. patikayı nasıl geçtiğinle alakalı bu orman içindeki hayatta mücadelen.
patikada hiç kedi (vaşak) ile karşılaşmamışsan, ormanda gördüğün aslan seni yer. ne kaçmayı, ne kurtulmayı becerbilirsin. üstelik çözüm üretemeden daha aslanın midesindesin.


nereden geldim ben bu konuya ki.
evet çok uzun zaman olmuş yazmayalı. hatta şifremi bile unutmuşum. geçmiş güncelerime bakınca "ooooo hangi dünyada yaşıyorumuş ben" bile dedim kendime.

hayat mı?
otuz sonrası kalfalık devri tabiki