|
25 Aralık 2014, Perşembe
saat: 19:05
Sanırım trenleri sevmekten seninle birlikte vazgeçtim. Hoş, sen gittikten kısa bir süre sonra trenler de gitti, kısa süre sonra da Haydarpaşa... Kışın Fatih veya Anadolu ekspresi ile yanına gelmeyi özledim. Eskişehir istasyonunda uyanıp koltuktan yatağa çevrilmiş "kuşetli" vagonun camından baktığımda gördüğüm mavi tel örgüleri ve onlara asılı ve orada inecek ve/veya orada yaşayan yolculardan başka kimsenin işine yaramayacak reklamları okuyup "Hizmet Kurutemizleme"'den gömlek alacak mıyım diye düşünmeyi, düşünürken soğuğu hissedip TCDD'nin bize ödünç verdiği battaniyemsi şeyi üstüme çekip gözlerimi Ankara Garında açmak için rüyalara dalmayı özledim. Nostalji kelimesi olmayan bir eve özlem demek, peki olmayan bir hayata özlemi karşılayan kelime ne olsa gerek bunu merak ediyorum. Hava soğuk artık, rüzgarlar daha fena bir biçimde ruhuma işliyor. Titriyorum. Bazen hayatın bizi bazı kararlara zorladığı gerçeği beni daha iyi hissettirmiyor. Belki tek iyi hissettiren şey senin orada bir yerlerde istediğin ülkede yaşadığın gerçeği... | ||
|
|
||