29 Aralık 2014, Pazartesi
saat: 04:04


Evet günce o telefondan sonra hayatım değişti. Üniversite son sınıfa geçmeden önceki son yazımdı ve sanırım en mutlu yazımdı. En hayattan uzak, en olgunluktan uzak, hayallerin olduğu ve kaçıp gitmemi engelleyen hiçbir şeyin olmadığı son yazımdı.

Hiç tahmin etmezdim ki bu süreç 6 sene sürücek ve beni dünyanın hem en şanslı insanı hem de en şanssız insanı yapıcak.

Bu 6 yılı nasıl anlatmalıyım bilmiyorum. 6 yılın en ortası noktasında olması gereken tek şey annem olucak tabiki ve bu 6 yılı ilk olarak sadece annem üzerinden anlatıcam sana, sonrasında da bu 6 yıl içinde gelen ve giden diğer karakterlerle olan 6 yılımı anlatıcam. Hepsi geçmiş hikaye olucak çünkü artık baştan ayağa yalnızım, ceplerim boş, umutlarım kararmış bir nokta tam olarak bulunduğum yer. 15 metre kare bir otel odası, 2 tane anahtar ve bir laptop.

Annem diyordum güncem, o haberi aldığında izmirdeydik ve ilk kemoterapi orada alındığında bu işin izmirde olmayacağını hemen kavradık ve direkt istanbul'a dönüş yaptık. istanbul'da olması gereken doktoru bulmak zor oldu ama çok doğru bir doktor bulduk ve artık hastane ve hastalık süreci sadece ve sadece benim üzerime kalmıştı. Babam 2 haftalık bir süreç sonunda ukraynaya dönmüş, teyzem işlerinin yoğunluğunda kaybolmuş , geriye sadece tek çocuk olan ve üniversite son sınıfta olan ben kalmıştım. Okul-hastane ve ev arasında geçen 1 yıl olmuştu tam anlamıyla.

Kemoterapi olan günler sabah 6-7'de annemle kan sayımına gidip , annemden kan alırlarken elini tutuyor sonra eve geri dönüp , oradan kampüse gidiyordum , öğle arasına kadar derslerde kalıp, öğlen eve geri dönüp annemle birlikte nişantaşına kemoterapiye gidiyorduk. O koltukta otururken ona gazete okuyor, muhabbet ediyor ve giderek onunla bütünleşiyordum. Tabi ki artık biliyorduk ki kanser memeden çıkıp beyine kadar gitmişti , taa en başından beri. Bu 1 yıllık süre sonunda mezun olduğumda annemin bütün sonuçları pozitife doğru gitmişti ve mezuniyetimde artık saçları çıkmış , hafif al yanaklı ve mutluydu.

Nereden bilebilirdik kanser denen şeye sahipsen mutluluğun geçici olduğunu. Sonrasında ki yılları net olarak hatırlamıyorum ama süreç içerisinde çok sancılı geçen bir çok operasyon yaşadık. Beyine ışın tedavisi , radyoterapi, beyin ameliyatları, sol memenin alınması ve onlarca kemoterapi.

Bütün süreçleri, doktorları ve hastaneleri tek tek ayarlayan, koşturan ben olmak zorundaydım çünkü tek bağlayıcılığı olmayan bendim. Babam sponsordu, teyzem haftasonları gelen destekti. Bu kadardı , onun dışında 3 yıl boyunca gece gündüz bütün ilaçlarının takibini yapan bendim, geceleri yanında olan , canı acıdığında çağırdığı , içi sıkıldığında içimde hisseden bendim. O çok güzel bir anneydi güncem, ne kadar güzel olduğunu anlatmam için , göğsümü açıp içime girmen lazım ki içimde ki kocaman boşluğu görebilesin. O kadar güzeldi ki, gittiğinde tamamen tadı olmayan, anlamı olmayan bir hayat kaldı geride.

Bir insan annesi ölünce çok üzülür güncem ama sadece annesi değilse, hayat yoldaşı ve yol göstericisiyse...

sanırım biraz nefes almalıyım.

görüşürüz günce.

istanbul
hosting