|
02 Ocak 2015, Cuma
saat: 11:53
Bünyeme aykırı şekilde enerjik hissediyorum kendimi. Akşam yeşil şişelerimin verdiği etkinin devamı da olabilir. Uyanalı daha iki saat olmamışken, saatlerdir ayaktaymışım gibi hissediyorum. Ya da doğuştan beri var olan enerjimin içindeyim. Bedenim bu hallere pek alışık olmadığı için nasıl tepki verebileceğini kestiremiyor. Birazdan -on dakika içinde sanırım- karşı komşum olan kuaför sabah kahvesine gelecek. Karşılaştığımız zamanlarda bariz şekilde bana olan zaafını göstermeye çalışıyor, kendince. Bu işlerde amatör olması hoşuma gidiyor. Yarın akşam görüşmek için randevulaşırız muhtemelen. Sürekli gözümün önünde olan birine, diğer kadınlara yaptıklarımı yapamayacağımın vermiş olduğu güç ile yürüyeceğim. Değişik filmler izleyip, güzel şarkılar dinledim son iki günde. Dün gece en derine indim yine. Onsuzluğu hissettiğim ikinci büyük geceydi. Bir diğeri de yılın devrilmesinin ardından geçen ilk iki saatti. Onsuzluktan çektiğim her büyük vurgunun ardından daha farklı uyandım sabahlara. Onsuzluğun umutsuzluğu ve yeni umutlar içinde… Son iki gün az da olsa çalıştım. Bilhassa yılbaşına hangi tarafım girsin diye düşünürken, yılın devrilmesine bir saat kalaya kadar –bir de keyif alarak- çalıştım. Ertesi gün de devam etti çalışmalarım. Az hasarla atlattım onsuz bir yıl dönümünü ki az hasar bile, şu ana kadar olan en kötüsüydü… Onunla dolu olan alışkanlıklarımdan arınmam gerekmekte. Bana “mutlaka oku” dediği kitabın bitmesinin ardından oluşan vedalı üzüntünün, diğer onunla dolu olan hallerim için de hızla olmasını diliyorum. Şu an ne yaptığını düşünmemem bile ufak bir gelişme olarak nitelendirilebilir. Bağımlılık haline gelmiş maddelerden arındırmak gibi, onu hayatımdan atmak. Küçücük hata ile tekrar başa dönmeler, dayanma gücündeki zayıflıklar ve kendimden tek emin olduğum şey; asla aramamam. Beni en çok yoran da bu oluyor. İçimdeki “salak adam” onu düşündüğüm her gece, dünyanın daha doğrusu benim dünyamın son günü olduğuna inandırmaya çalışıyor beni. Böyle durumlarda ya arayacağım ya da yüksek sesle şarkı söyleyeceğim. Ama ben, rehberde onun adını açıp, parmağımı bir santimden daha az bir noktada bırakıp, onunla geçen berbat anları düşünüyorum. Her defasında elim gayet güzel şekilde yukarı, olması gerektiği yere doğru ilerliyor. | ||
|
|
||