|
06 Ocak 2015, Salı
saat: 10:41
Zerre kadar yaşama sevincim kalmadı artık. Belki de son düzlüğe girdim, bedenim de bu durumu sindirmeye başlıyor. Üç sene önce yağmıştı en son şehrime kar. Bin küsur günün ileri sarmasından başka değişiklik yok. Kargaşanın içinde sürüklenirken bunları yaşamak oldukça zor. Bir yanım sisteme entegre olmak zorunda nefes alırken, diğeri de kaçacak delik arayıp duruyor. Ortanca tarafım da olan biteni çaresizce izliyor. Bolca içip, sevişip, tüketiyorum sadece. Üç sene önce çocuklar gibi kar topu oynayıp, gayri resmi tatilin tadını çıkartan adamı düşünüyorum. O zamanlar da yalnızdım. Adam akıllı yine amacım yoktu. Derinlerden gelen sesle umutlanıyordum ama. Şimdi ise bütün hayatını çalışmakla geçirmiş, elindeki üç beş kuruşla dört tarafı betonla çevrilmiş yere sahip olmuş ve kalan günlerini kara kutunun içindekileri izlemeye çalışan, son nefesini vermeyi bekleyen ihtiyar gibi hissediyorum. Şımarık çocuklar gibiyim belki de. Yokluğun ne olduğunu tam olarak uzun yıllar önce görmüş, nereden geldiğini unutan ve elinden oyuncağı alınmış bebeler gibi sızlanıp duruyorum. Huysuz ihtiyarlar gibi söylenip duruyorum. Hulusi Kentmen'i çok izleyen neslin eseriyim. | ||
|
|
||