|
08 Ocak 2015, Perşembe
saat: 01:17
Sol dizimin alt kısmında aylardır geçmeyen yara izim gibi, benden gitmemesi. Daha yaz uğramamıştı şehrime. Yağmurun esiri olmuş sabahın erken saatlerinde, işe giderken ıslanmış zeminin kayganlığı yüzünden yarmıştım, sol dizimin altını. Geçmişin silinmesini istemediğimi dilemiştim, yıllar önce sağ baş parmağımdaki kesiğe bakarken. Kadının birini -gerçekten- kandırmıştım ve ertesi gün de cam kesiği ile buluşmuştum. Şimdi ise o kadının ne ismini hatırlıyorum, ne de neye benzediğini. Yaranın sebebini unutamıyorum ama. Sağ elime ne zaman baksam, kanların aktığı ve pişmanlığın zirvesine ulaştığımı anımsıyorum. Dışarısı eksi bilmem kaçken, elbette aklıma gelmiyor. Soğuk ellerimi uyuşturduktan sonra, kalbimi acıtan kadın da kim olur ki? Vücudumun dengesine kavuşup, yalnız kaldığım anlarda sarıyor elbette bedenimi. Uzun süre daha devam edecek olan özlem olarak kalacak hayatımda. Onunla karşılaşabileceğim muhtemel yerlerde dolaşırken, algılarım yedi kat fazla çalışacak. Normal zamanlarda küfürler savurduğum evrene, onu karşıma çıkarsın diye pozitif sinyaller bile göndereceğim. İşimize gelince, başımız sıkıştığında inanmayı daha çok severiz ne de olsa! Kendimi teknolojiden soyutlama aşamasına geçtim. Telefonumda olan uygulamaların çoğunu kaldırıp, beklemeye aldım oradaki suni hayatı. Bu hayat ne kadar gerçek, orası da ayrı bir muamma. Aşırı bağımlı olmadığım halde, ciddi zaman ayırdığımı fark ettim, boşta kaldığım zamanın arttığını görünce. Öngöremediğim ama uzatabileceğim kadar uzatmayı düşünüyorum, bu süreci. Hatta bu durumu alışırsam da bundan sonraki aşama, eski teknoloji telefona geçiş yapmam olacak. İşim gereği ihtiyaç duymasam, bugün terk edebilirim bu makineyi. En iyisi bu soğukta yapılabilecek en güzel şeyi yapayım; uyumak! | ||
|
|
||