09 Ocak 2015, Cuma
saat: 01:07


Her şey üç yıl önce başladı. Hayallerim vardı o zaman, nefes alan her insan gibi. Korkularım yoktu, tecrübesizdim. Düz yaşardım hayatı, sorgulamazdım çoğu şeyi. Diğerleri gibi değildi Dilek. Hayatımdan otuz günü aldığını düşünürdüm. Bana otuz güzel gün yaşattı diye, gülümserdim yıllarca. Görmezden gelirdim bıraktığı izleri, parçaladığı ruhumu. Tasmam yoktu sadece onun yanındayken. Her şekilde üstün görüyordum kendimden. Acınacak hallerimin ilk çıkış noktası olmuştu.

Onlarca kadın, yüzlerce şişe bira, binlerce paket sigara geçti, o günden beri. Bazı geceler -onunla dolu geçen bazı geceler- sonrasında sarılırdım telefona, güneş tam tepemize dikilmeden kısa bir süre önce. Her defasında ulaşırdım ona. Kaçmazdı benden, bilirdi bazı geceler sızlanan yüreğime su serpmek için aradığımı. Ertesi gün olunca aramayacağımı. Neden demezdim zaten ona, nasıl olduğunu öğrenmem yeterdi. Anlatırdı nefes aralarında, hayatındaki erkekleri. Hatırlardım hemen, beni aldattığı geceleri.

Hiç unutmam bak, o ilk geceyi hissedişimi. Arkadaşımla barın birinde oturuyoruz. Dilek, mesaiye kalacağını söylemişti. Hava oldukça soğuktu, biz bahçede oturuyorduk ısıtıcının hemen altında. Sağ yanım alevler içindeydi, sol yanım buz tutmuş halde, ayaklarımı ve bacaklarımı hissetmiyordum artık. Karşımdaki adamı pek dinlemiyordum. İş yerindeki sorunlarını anlattığını sanıyorum, aklımda kalan bir kaç kelimeden. Söylemeye çalıştığı kelimenin ortasından girip, susturmuştum onu. Dilek'in iş yerinde değil de başka bir adamla olduğunu söylüyordum. Arkadaşım şaşırmış bakıyordu gözlerime. En azından öyle tahmin ediyorum diye, düzeltmiştim. Kolay yanılmadığımı bildiği için, bu kanıya nasıl vardığımı sormuştu. Hissettiğimi söylemiştim sadece.

Ertesi akşam olmuştu. Dilek'in evinde, yemek yapıyorduk. Yemek diyorum da içinde hala adını bilmediğim şeylerin olduğu sandviç hazırlıyorduk. Gün içinde gayet sıcaktı bana karşı. Ben zaten hep sıcaktım. O gece orada kalacağım için, biramı da almıştım yanıma. Dilek fazla içmezdi. İçmemi sevmese de ses çıkarmıyordu. Asla çözemeyeceğim tepkileri olurdu. Değişkendi hareketleri ve korkuturdu beni çoğu zaman. Korkularımdan kaçmayı pek sevmediğim için, en kötüsü beni bir gece yatakta uyurken öldürebilir diyip, yanında uyumaya devam ederdim. Hazırladığımız sandviçleri bitirmiştik. Snatch'i tekrar izlemek istiyordum o gece. Uzun zamandır izlemiyordum. Filmin ilk çeyreğine gelmeden, sevişmeye başlamıştık. Zaten birlikte izlediğimiz hiç bir filmin sonunu görememiştik.

Duştan çıktığımda iki saat geçtiğini fark ettim, Dilek'e ilaç saatini hatırlatırken. Yerinde duramayan, aşırı hareketli ufak tefek, esmer bir şeydi. İçtiği ilaçları gizliyordu benden. Ben de sormuyordum, neyi olduğunu. Bilinmezlik hoşuma gidiyordu. Bir sabah o uyurken çantasındaki ilaçlara bakardım, çok öğrenmek istersem. İlacını içmişti, televizyonun karşısındaki koltuğa oturmuş, bakıyorduk insanlara. Sol omzuma yaslanmış, oldukça huzurlu gibi duruyordu. Yüzüme dahi bakmadan, fısıldayarak söylemeye başladı, dün akşam aslında çalışmadığını ve eski erkek arkadaşı ile yemek yediğini. Bana bakmadığını bildiğim için, hafifçe gülümsedim kendime. Devamını anlatacak gibiydi, susturdum. Devam etmesini istemiyordum ve aklımda sadece küçük bir yemek olarak kalmasını vurguluyordum. Ve hayatımda kaldığı sürece Dilek, o gece hep yemek yediklerini düşünerek uyudum, kollarımın arasında huzurla yatarken.


istanbul
hosting