10 Ocak 2015, Cumartesi
saat: 11:43


Gözlerim arıyor seni baktığım her noktada. Gelmiyorsun işte ne gözümün önüne ne de sol yanıma. Hayaller kurup, savruluyorum bilmediğim sokaklarda. Tanımadığım işportacı çocukla sohbet etmeye başlıyorum. Seni soruyorum ona da. “Benim karnım aç, senin gönlün. Görüyorsun işte ikimiz de hayallerimizin peşinde koşmaya çalışsak da yenileceğimizi biliyoruz. Ama arzumuzun önüne engel durur mu hiç? Sonunu bilsek de ihtimal için koşuyoruz deli fişek gibi. Sorduğun ablaya gelince, sen gelmeden, senin geldiğin yönün tersine doğru hızla gitti. Koşarsan “belki” yetişirsin.” Ellerimi biraz daha ısıtıyorum, isten kapkara olmuş yağ tenekesinin içindeki ateşte. Bulamayacağım halde koşuyorum, gittiğini sandığım sokağa doğru. Saçlarından iz bırakmışsın arkanda. Sen kokan o telleri topluyorum, saklıyorum sol gömlek cebimin içinde. Belki saçların senin yerini tutar da koşmam artık peşinden. Yaşarım eksik de olsa seni. Elini tutamasam da koklarım seni her andığımda.

Rüyanın içinde rüyadaymışım gibi hissediyorum. Hangisi daha gerçek yerine, hangisi en güzeli, diye düşünüyorum. En güzelin içinde kalmak, orada ihtiyarlamak istiyorum. İçinde olduğum derin, karanlık, rutubeti bol çukurun içinde hayal ediyorum sadece, gözlerinin rengini. Arada yerdeki çamurdan seni yapıyorum. Her seferinde yaptığım eser, daha da güzelleşiyor. Belki de hafızam seni unutuyor ve yaptığım sen aynı olmasına rağmen, daha çok sana benzediğini düşünüyorum.


istanbul
hosting