|
11 Ocak 2015, Pazar
saat: 05:19
Sigara dumanında sararmış odanın duvarlarından bir parça. Dikdörtgen gibi. Üşenmedim kalktım, bedenim içine sığıyor mu diye, test ettim. Sararmış odanın içinde tek temiz yer, tabutum olacak kadar da büyük. Okuyorum, izliyorum, düşlüyorum, arada soğuk vuruyor yüzüme üşüyorum. Sanki hiç çıkmıyor gibiyim buradan. Yaşamıyor gibiyim, yaşadığımı sandığım hayatı. Bıyığımdan bir tel daha koparıyorum. Aşırı derecede hoşuma gitse de acıyor hafiften, hissediyorum en azından. Ama hala odanın içindeyim. Mahkum gibiyim burada. Uyduruyorum aklımdakileri. Gerçek nedir, bilemiyorum. Kasıklarımda ağrı var. Sevişmiyorum uzun zamandır. Küçük oynaşmalarla yetiniyorum. Sürekli kahve içiyorum, yeşil şişemi unutmaya yüz tuttum. Alarmı kurulmuş saat gibiyim, haykıracağım zamanı bekliyorum. Haykırışım ölüm olacak, biliyorum. Ne hızlı ne de yavaş. Bir şarkı tutturmuşum, gidiyorum işte. Bazı zamanlar sözlerini unutsam da ezgi hiç kaybolmuyor. İlerliyor sürekli, beni bırakacağı durağa doğru. Suni hayatımda sahte planlar yapıyorum. Kandırıyorum kendimi, ezgiye uydurduğum, uçan mürekkeple yazdığım sözleri mırıldanıyorum. Gerçek sözleri saklıyorum, korkuyorum dudaklarımdan çıkarmaya. Yaptığım -yapmak zorunda olduğum- her şeyi önemsizleştirip, daha 'gerçek' sebepler aramak istiyorum. Tam niyetlenirken, ağırlık çöküyor üstüme "siktir et!" diyorum, atıyorum bedenimi sigara dumanında sararmış odamın ortasında yer alan yatağın içine. Dönüyorum arkamı hayata, uyuyorum umursamadan. Rüyalar görüyorum. Bazıları gülümsetiyor, bana ait olmayan hayatların parçalarıyla doğuyorum yeniden. Bazılar da devamı oluyor, bu berbat hayatımın. Orada da dönüyorum diğer tarafa, hayata sırtım gelecek şekilde... | ||
|
|
||