13 Ocak 2015, Salı
saat: 11:19


geçen kahvaltımı bitirip radyo, çay, gazete triosuna kendimi kaptırıvermişken magazin ekinde davut güloğlu'nun röportajına denk geldim. adım davut değil de david olsa böyle davranmazlardı diye koskoca bi başlığı vardı. be davut, bırak adının david olmasını, adın isa olsa, tanrı olsa gene bi sikim olmazdı senden. şimdi görüyoruz ne david'ler var, bişey olmamış. vatanına, milletine, anasına, babasına faydalı yararlı olamamış. niye böylesin diyenlere "abim benim adım davut olsa bana böyle davranmazlardı" diye cevap veriyordur. e şimdi babam beni karşısına alsa, volkan niye böyle yapıyosun oğlum dese. ben de desem ki baba benim adım paul olsa, albert olsa bana böyle demezsin desem, o babam benim yedi ceddime küfür etmez mi? av tüfeğiyle, 6.35'le peşime düşmez mi a canlar? o yüzden hiç götünü başını oynatmana gerek yok, bu işler isimle olmuyor davut, çok üzgünüm. yapıcak bişey yok davut, kaderine razı ol. bi de fransız kadınlarına hasta olduğum için oğlumu saint joseph'e yazdırdım demen beni gözyaşları içersinde düşünmeme sebebiyet verdi. simdi bana "abi niye ağlıyosun, hayırdır" diye sorunca ben türkiye'de değil de fransa'da yaşasam bana bunu sormazdın diye trip attım çocuğa. şimdi ben de büyük göğüslü kadınlardan hoşlanıyorum, çocuğumu büyük göğüsleri olan öğretmenlerin olduğu okula mı yazdırayım. amına koyayım sen çocuğun geleceğini mi düşünüyosun, kendi sikinin keyfini mi anlamadım. çocuğu okula almaya gideyim de iki fransız manita görürüm, adımı da david olarak söylerim, o biçim havam olur mantığı sezdim sende davut. okul çıkışında bekleşen ergenlerden ne farkın var? belki bir farkın var, o da ismin david değil davut. nayn davut.nayn davut..



istanbul
hosting