16 Ocak 2015, Cuma
saat: 11:46


Dün akşam şapşal mamiye anlattığım ama dostuma attığım maile yazmayı unuttuğum bir hikaye vardı.buda en sevdiğim hikayelerden biridir..
13.yüzyılda Çin imparatorluğu kurulmadan evvel Çinin olduğu topraklarda onlarca hanedanlık kendi minik devletlerini kurmuşlar ve habire birbirleriyle itişip kakışmaktalarmış.Nispeten zayıf durumdaki bir hükümdara da yan komşusu kaçınılmaz bir şekilde savaş ilan etmiş..
Pek şansı yokmuş bu minik devletin hükümdarının...Halkına seslenmiş..çoluğunuzu çocuğunuzu alıp dağlara çekilin..kalenin içinde hiç kimse kalmasın demiş..halk itiraz etmeye kalkışmış hükümdar -lan adamı hasta etmeyin ne diyorsam onu yapın şeklinde cevap vermiş..
Kale boşalmış..aynı anda yan komşu hükümdarın ordusu yavaş yavaş dağ tepe aşıp kalenin önüne gelmek üzereymiş..
bizim hükümdar kalenin tüm kapılarını ardına kadar açmış ve kapının üzerine tırmanıp oturmuş.elinede sazını alıp başlamış çalmaya..O sırada yan komşu hükümdar ordusuyla birlikte duhul etmiş kalenin önünde..atının üzerinde doğrulup bi bakmış..kale ardına kadar açık ve sıyrık komşusu kapının üzerinde saz çalıyor..düşünmüş düşünmüş ve bu işte ibnelik var deyip almış ordusunu dönmüş geriye..
belirsizlik insana herşeyi düşündürür Mami dedim..ve bir numaralı korku kaynağıdır..Kullanmakta senin elinde buna alet olmakta..

Alışmamışım harala güreleden normale dönmeye..sudan çıkmış balık hissiyatına sahibim
günce..gidip kendime başka harala güreleler bulayım bari..

www.youtube.com/watch?v=2tmc8rJgxUI


istanbul
hosting