|
18 Ocak 2015, Pazar
saat: 02:41
kumbaracıdan aşağı savruluyordum sırf çapulu belki severim ümidiyle, baktım sevemiyorum inicektim karaköye sahilde yürüyecektim. çapul yoktu o da yoktu. çıktım çatıya bi sigara içtim boğaza doğru. indim sonra burağın oteline uğrarım derken onu gördüm kafede. resmen liseli delikanlı gibi geçtim ağacın altına kenarda bekledim izledim. sonra dedim napıyosun mnk bi de tesbih sallayaydın. girdim içeri oturdum masaya başladık konuşmaya. dokundum, elini tuttum, dinledim, anlattım. mutlu oldum ne kadar başlarda üzülsemde. çok daralmıştı belli bir çok şeyden ama daha çok başlarında olduğunu söyledim ve çok yıpranıcağını. belki yıpranmam dedi , inanmasam da umarım dedim. işe güce atıldın mı , belirsizliğe bıraktın mı kendini yıpranırsın bunun kaçışı yok. düzenli hayat seni yıpratmaz ama sıkar, düzensiz hayatsa kan alır senden. Yaşamak istediğini yaşa dedim kimseyi dinlemenin faydası yok merak ediyosan giriceksin görüceksin. Bir gün pes edersen zaten yine kimsenin dediği umrunda olmayacak çünkü yılmış olucaksın o yüzden devam. Evin anahtarını vereyim ofiste yatma bizim evde yat benim kaldığım yok zaten, olur dedi ve o an gerçekten keyiften bağırabilirdim. Düşünsene günce arada eve gidesim gelicek ve gittiğimde o olucak, o olmasa kokusu olucak , hiç biri olmasa mutlaka saçı olucak. hala hiç tipim değil ama hala çok güzel. onu üzmekten korkuyorum bitmişken herşey tekrar peşine düşüp sonra tekrar pasif agresif kişilik bozukluğumla onu yıpratıp hatta daha ileride daha da üzüceğim şeyler yapmaktan korkuyorum. kendime güvenmiyorum. neyse kenan iyi ki var bu arada. | ||
|
|
||