|
01 Şubat 2015, Pazar
saat: 02:15
Selam, Berlin bugün çok soğuk, babam da birazdan az önce öldü. zamanın tarifi olmaz, fizikte bile adam gibi yok zaten, ön kabul gibi bir şey. şimdi kamu spotu: sokak hayvanlarını sevmeliyiz bence. eşcinsellere yapılan baskılara katlanamıyorum. kötü davranıyorlar, sonuçta 'kein mensch ist illegal'. bir de kadınlar var. kişisel kalp kırıklıklarım bir yana, kadınlara kötü davranmayın lan orospu çocuğu erkekler. kamu spotu bitti. Tom Waits'in i am your late night prostitute şarkısı bence aşkı çok güzel tanımlıyor, ona sahip çıkalım. buralarda balık diye biri vardı, babam öldüğünde arayacaktım ama arayamadım. sonra üzerine zaman geçti de aradım, ama telefonla olmuyor. yüz yüze de görüşemeyince olmuyor. ama prensipleri var o balık'ın, ben de bozmak istemedim. yalnız kapler seremonisine hoş geldiniz, iyisiniz inşallah, lütfen çocuklarını pistten uzak tutunuz, size bağlılığı; statünüze ve büyüdüğün ailevi kurallara bağlı kadınlarınızı da uzak tutunuz çünkü onlar anlamsız bir şekilde serseri erkekleri çok seviyorlar. yaşamdan pek beklentim kalmadı, babam öldüğünden beri (artık babam demeyi kesmeliyim)... aslında babamın ölmesi değil dert olan, hayatımdaki en değerli dostum öldüğünden, beni sikko gibi fikirsiz bıraktığından beri sadece bir köpek, bol bira ve single malt ile, yanında sakin bir hayatla kalmak istiyorum. açık söylemek gerekirse ölmek istiyorum. intihar eden insanları her zaman çok salak bulmuşumdur. bu kadar göt oğlanı, korkak olmayın demişimdir. o yüzden intihar gibi bir fikrim yok ama ölmek istiyorum. taa ergenliğime ait bir kitapta geçen bir parça gibi, bir odaya kapanıp, herşeyi siyaha boyayıp, camları ve kapıyı ışıktan izole edip ölüme yatmak istiyorum. kız arkadaşım, bambaşka dünyalara aitiz, yolu açık olsun. eskiden aşık olduğum kadınlar, bir kısmı evlendi, bir kısmı bilmem ne yapıyor. aşkla karışık sevdiğin 1-2 dostumu da son 2-3 senedeki gerek rijit karakterimle gerek tavır ve eylemlerimle kendimden uzaklaştırdım. bunları yazarken fonda ferdi özbeğen'den dilek taşı çalması lazım. neyse, 5 sene önce, yine burada şiştiğimi yazmıştım, artık gitmem lazım demiştim istanbul'dan. şimdi berlin'den de şiştim. çok fazla seks uyuşturucu, alkol, güzel kadınlar var ama eninde sonunda istanbul'da yaşadığım insanların tutsaklıkları ve sınırları var. yine gitmem lazım. devrimci olmadığıma göre de artık başka bir topraktan ziyade tek metaforik olmayan toprak daha mantıklı geliyor. bu gece benim krank milim yine kırıldı, artık bu araba yürümez dedi. ben paydos için dört göz oldum. gitmek istiyorum. babamla rakı içmem lazım, onunla tartışmam lazım. dişime göre, beni göt edecek bir adama ihtiyacım var. tüm içtenliğimle, en kısa zamanda, ona varmak dileğiyle. ps: bu arada gençler, tanrı yok, haberiniz olsun, hani ben böyle romantik konuştum ya, muhtemelen ne bir zamanlar yaşamış olan een güzelime kavuşucam ne de bir yerden bir yere gideceğim. bu arada, bilim adamlarının da amına koyayım. o ışınlanmayı bulamayan,evreni bize anlatamayan bilim adamlarının taa amına koyayım! yine kaldık dünya mahsülü 2.sınıf sevdiğimiz filmlere. | ||
|
|
||