04 Şubat 2015, Çarşamba
saat: 21:40


Yazi yazmamak demek kendimden uzaklasmak demek. Yazi yazmadigim her an kendimden uzaklasiyorum. Kendime zaman ayiramadigim her an kendimden uzaklasiyorum. Kopegimle sarmas dolas uyumaya, bos vakit gecirmeye, sadece canim isterse biseyleri yapmaya, bazen yalnizca oturup sacmalamaya zaman bulamazsam ben icten ice oluyorum. Ben ben olmaktan cikiyor, disaridaki makinelerden herhangi biri oluyorum. Kendimi o gozle goruyorum. Omrum bosa geciyor.

Bu kadar calismaya dayanamiyorum. Bu kadar sacmaliga, adaletsizlige, makinelestirilmeye dayanamiyorum. Her ne kadar 'PARA' kazansam da, somuruldugumu biliyorum. Hem de cok fena somuruluyorum.

Dunya boyle donuyor biliyorum. Ben bunu yapmak zorunda olan milyarlarcasindan daha mi iyiyim? Tabii ki hayir. Daha mi farkli, daha mi ozelim. Bunun icin mi mizmizlaniyorum. Tabii ki hayir. Benim gozumden goruyorum sadece ve ben ben oldugumu unutuyorum, bunu farkediyorum. Keske o milyarlar da unutsa. Anarsi mi olur, komunist duzen mi kurulur, hersey daha mi kotu olur bilmiyorum. Belki oyle, belki de degil. Ama bu da yasamak degil. Hic birimiz icin.

Velhasil kemal bu hafta sonu, olmadi onumuzdeki hafta bu zincirin basit, onemsiz, degistirilebilir halkalarindan biri sessiz sedasiz ayrilacak ve hemen yoklugu farkedilmeden zincir yeniden kaynayacak.

Bense hayata donecegim. Var olmaya, kendim olarak.

Borclarimi odedim, banyoyu yaptiriyoruz. Sifira sifir elde var sifir durumda kalicam ortada belki. Ama anladim ki ben boyle yasayamam. Bu bendeki bir eksiklik belki, dunyaya yeterince uyum saglayamamis olmak. Ama ben calisamiyorum. Hem calisip hem yasayamiyorum. Kendi isimi yapmam lazim. Oldugu kadar, olmadigi kader...

istanbul