|
17 Şubat 2015, Salı
saat: 05:27
Okulda eteğim kısa diye ilk azarlandığımda 12-13 yaşlarındaydım. Muhtemelen henüz regl bile olmamıştım ama eteğim dizimin altında olmalıydı. Kuraldı. Eteğim dizimin üstünde olunca erkekler tahrik olabilirdi. Onları tahrik etmemek için kendi isteklerimden ödün vererek çabalamak benim en birinci vazifem olmalıydı. Karda kışta her gün bizi kapı önüne dizip kıyafet saç baş kontrolü yaptıkları güzide okulumda hemen her gün kenara çekilip ERKEK öğretmenlerim tarafından azarlandım, uzatabilmem için ucunda pay var mı diye teklifsizce eteğimi kaldırıp bakan KADIN öğretmenlerim de oldu. Bu günlerde bunları yapan saygıdeğer öğretmenlerim Özgecan Aslan'ın başına gelenlerden sonra sosyal medya üstünden utanıyor, imza linkleri paylaşıyor, Nihat Doğan'ı kınıyor, bir şeyleri like ediyor. Deliriyorum. Eğitim-öğretim vermek yerine 13 yaşındaki kızları cinsel obje olarak görüp, kenara çekip ötekileştirirken ve hatta hedef gösterirken utanmıyordunuz da şimdi mi utanıyorsunuz? Eteğim kısa diye taciz edilebileceğimi ve önlem almayışımın bu tacizi meşrulaştıracağını ima ederken utandığınızı ben hiç hatırlamıyorum. Hatırladığım; tek tipleşip görünmez olmamam gerektiği, kadınlığımın gizlenmesi gereken bir şey olduğu, erkek arkadaşımla maazallah sevişirsem namusumun kaçacağı. Bunu buraya gözüme sokulan ikiyüzlülüğe daha fazla dayanamadığım için; vakti zamanında bilerek veya bilmeyerek, küçük ama sistematik bir biçimde üzerimde kurulmaya çalışılan ataerkil tahakkümden tiksindiğim için yazdım. Muhteşem ülkemde her yaşta kadın evde, sokakta, okulda, işte, her yerde fiziksel tacize uğramasa bile bu şekilde psikolojik tacize uğruyor. Bastırılıyor, sindiriliyor, suçlu hissettirip susturuluyor. Kadın-erkek ayırmadan içinize bakın, fark edin, fark ettirin, bunun bir parçası da siz olmayın ve gerekirse ifşa edin. | ||
|
|
||