|
21 Şubat 2015, Cumartesi
saat: 22:49
Ondan çok daha iyi bildiğim kutsal topraklarımdaydık. Ama oranın yabancısı gibi davranmak istemiştim. Nerede vakit geçirmek istediğini ona sormadan, onun seçmesini sağlamanın en güzel yoluydu. Onu çok daha iyi tanımadan "burayı sever mi acaba?" diye düşünüp, riske girmek anlamsız gelmişti. "Gel seni çok güzel bir yere götüreceğim." dedi ve adımlarını biraz hızlandırıp, girdiği kolumdan hafif yönlendirmeye başlamıştı çarşının içinde. Çarşının içindeki ilk ve tek turumuzu atıyorduk. Buluştuğumuz yerden, sahile çıkabilmemiz için aşmamız gerekiyordu o kalabalığı. Karşımızda büyük bir kalabalık ve yan yana gidiyormuşuz gibi göründüğümüz ama onun kontrolünde, ona itaat edercesine yürüyordum. Attığı adımın yönünü kestirip, bir kaç milisaniye içinde tepkimi gösteriyordum. Bu da dışarıdan asla belli olmuyordu. Yaşları, cinsiyetleri ne olursa olsun, her geçen sanki büyüsüne kapılıp, bir süre izliyordu onu. İlk başlarda bu durumun beni ne kadar çok yoracağını düşünsem de sonraları bu durumun, onun bir parçası olduğunu kabul etmiştim. Hayran ve kimi zaman arzulayan bakışların hâkim olduğu kalabalıktan çıkarken, onun gibi bir kadının koluma girmesinin ve bana aitmiş gibi yapmasının, beni daha da güçlendirdiğini düşünüyordum. Alabildiğine mavi ve kusursuz olan deniz tam karşımızdan bize göz kırpıyordu, taşların üstüne vuran dalgalarıyla. Rüzgâr biraz daha artmış ama onun varlığı nedeni ile azıtmadan üflüyordu nefesini. Karşımızda iskele, bir yerlere yetişmeye çalışan onlarca insan yeşil ışığın yanmasını bekliyorlardı. Birden yeşil ışık yandı ve bütün o insanlar bize doğru koşar gibi ama yürüyerek, korkutucu bakışlarla geliyorlardı. Bir ara onu benden almak için savaştıklarını düşünüp, istemsiz olarak sol kolumu sarmıştım bedenine. Sağ koluma o sahipti zaten, beni çaktırmadan yönlendirdiği sol koluyla kenetlenmişti. İlk buluşma için, yapmamam gereken bir şeydi ona sarılmam. Onu koruduğumu anladı ve gülümsedi sadece. | ||
|
|
||