07 Mart 2015, Cumartesi
saat: 06:45


güne sabahın köründe daha güneş doğmadan, mahallenin piçleri sokağa çıkmadan şarkısıyla başlamanın bir getirisi olur mu diye düşündüm. küheylan yelesinden yapılmış döşeğimden (heyt be!) adeta bir ok gibi fırladım.

tabi hevesim çabuk kırıldı. neden kırıldı derseniz yalnızlık koyuyor. yaz aylarının yaklasmasıyla gevşeyen gönül yayları istiyor ki manita gelsin, daha mahallenin piçleri sokağa çıkmadan, hayatıım, sana puf böreği yaptım diye seslensin, geceden arta kalan kısılmış sesiyle. işte o zaman çok güzel şeyler olur biliyor musun günce.

gerçi manita olayları da kötü be. burası türkiye, ben de her öğün işkembe yiyen insanım, hayatıım sana puf böreği yaparım ama yeme şu işkembeyi derse atarlanırım, dellenirim, küllenirim. sarmısak olayına eyvallah ama işkembe o kadar kötü değil. işkembeyi artık kabullenin kızlar. rüyamda bununla ilgili bir şey gördüm de.

bu ilişkilerin karmaşıklığı da bambaşka bir sorunsal. burada insan doğası gereği diye başlayıp giden cümleler kurmak istemiyorum ama ey sevgililer, ilişkiler aslında o kadar karmaşık değil. bir insanla birlikte olurken büyük israili kurmuyorsunuz. bir de kızlar, lütfen ex-manitalarla kamuya açık alanlarda tartışırken haa şimdi de aşık oldu öyle mi? gibisinden cümleler kurmayın. bir haftada iki kez denk gelmem bunun sık yaşanan bir olay olduğunu ispatlıyor. ulan herif orospu çocuğu mu? niye aşık olmasın? seninleyken süperman miydi bu adam?

özet geçeyim;

bana sabahları puf böreği yapacak, işkembeyi benimseyecek, gereksiz tartışmalardan kaçınacak bütün kadınların kulu kölesi olurum, adlarını göğsüme dövdürürüm, deplasmanına giderim.

neyse, önemsiz şeyler bunlar. sabah sabah ne yapmaya çalıştığımı inanın ben de anlamadım
aslında sabahın 5 bucugunda cumartesi cumartesi fabrikaya gelmiş olmak canımı bi parça sıkmış ve bu günceyide o yüzden yazmısta olabilirim bilemiyorum altan...

www.youtube.com/watch?v=a7SouU3ECpU



istanbul
hosting